Anasayfa    I    İletişim
Prostat    I     Böbrek Taşı    I     İktidarsızlık    I     Kısırlık    I     Cinsel Hastalıklar    I     Kadın Ürolojisi    I     Çocuk Ürolojisi    I     Kanser    I     Organlar
     

DOÇ. DR. DENİZ ERSEV'in
Özgeçmişi İçin Lütfen

Tıklayın...


ŞİKAYETLER / BELİRTİLER

Bel Ağrısı
Yumurtalıkta Şişlik ve Ağrı
Erken Boşalma
İdrarda Kan
Menide Kan

SIKÇA SORULAN SORULAR


Hastalıklar ve tedavi yöntemleriyle ilgili merak edilenler...


Prostatit
İyi Huylu Prostat Büyümesi (BPH)
Bel Soğukluğu ve Üretrit
U-P Darlık
Böbrek Taşları
Ameliyatsız Mikrodalga Prostat Tedavisi
Yaşlılıkta Cinsel Hayat


VİDEOLAR



Doç. Dr. Deniz Ersev'in
katıldığı programlar...
 

SIK SORULAN SORULAR



Ameliyatsız Mikrodalga Prostat Tedavisi

Ameliyatsız Prostat Tedavisi nedir?
İyi huylu prostat büyümesi hastalığı sonucu idrar yapmakta zorluk çeken hastalara uygulanan ve "Mikrodalga Termoterapi" adı verilen bu yöntemde idrar yolunu tıkayan prostat dokusu yüksek ısı ile eritilerek, idrar yolunun açılması ve hastanın rahat idrar yapması sağlanır. Narkoz (genel anestezi) veya spinal anestezi gerekmeyen ve hastanın ameliyathaneye alınmadan uygulanan bu yeni yöntemde, hastalar doktor ofisinde 8-15 dakikada tedavi edilir ve bir saat sonra evlerine dönerler.

Hasta tedavi sırasında acı duyar mı?
Hayır. Tedavi sondasının içinden verilen ilaçla prostat bezi uyuşturulduğu için, yüksek ısıya maruz kaldığında hastanın acı duyması engellenir. Tedavi sırasında hastaları rahatsız eden şey, idrar yapma isteğidir. Tedavi süresi de zaten çok kısa olduğu için, bir ağrı kesici ilaçla hastalar rahat ederler.

Yüksek ısı diğer dokulara zarar verir mi?
Hayır. Bu sistemde hem prostatın içinde hem de dışındaki dokulardaki ısılar anında ölçülmektedir çünkü çevre dokuların bir zarar görmesini önlemek için bu şarttır. Doktorun bizzat hastanın başında durup cihazı kontrol ederek prostatın içindeki ısı ve kan akımının sürekli değerlendirmesi oluşabilecek hasarın engellenmesi için gereklidir. Aslında tehlike durumunda sistemin kendini durdurması gibi bir özellik de ayrıca vardır.

Her hasta aynı sürede mi tedavi olur?
Hayır. Tedaviyi uygulayan doktor, prostatın ısıya verdiği cevabı sürekli denetleyerek, prostat içinde gerekli yüksek ısıya ulaşılmasını ve yeterli tedavinin oluşmasını sağlar. Tedavinin dozu ve süresi her hastada değişiklik gösterir çünkü her hasta prostatın şekli ve dokuların ısıya verdiği cevap farlıdır. Prostatın çeşitli yerlerinden ve çevre dokulardan sürekli kaydedilen ısı ölçümlerinin izlenmesi sonucu cihaza gerekli müdahalelerle kişiye uygun en verimli ve en güvenli tedavi şemasının uygulanması sağlanır.

Bu tedavi kalıcı mı?
Evet. Mikrodalga ile Ameliyatsız Prostat Tedavisi, etkili ve güvenli olduğu kadar sürekliliği olan bir tedavi şeklidir. 10 yıl önce İsveç'te uygulanmaya başlanan mikrodalga tedavisinin bu yeni şekli halen Avrupa ve Amerika'da 200'den fazla üniversite kliniği ve seçkin merkezde uygulanmaktadır. Bu zaman içinde hastalığı nüks eden hasta oranı yüzde 9'dur. Bu oran TUR ameliyatına benzer, lazer tedavilerinden üstündür.

Toplam tedavi süreci ne kadar sürer?
Klinikteki tedavi seansı biter bitmez hasta evine gider. Prostat içindeki iyileşme süreci 2-3 haftada biter. Bu zaman zarfında hastalar dışarıdan görünmeyen spiral bir stent ile idrarlarını normal yoldan yaparlar.

Bu tedavinin yan etkileri var mıdır?
Ameliyatsız Mikrodalga Prostat Tedavisinde en sık görülen yan etkiler başlangıç dönemindeki sık idrar hissi ve hafif yanmadır. İlk günlerdeki bu hisler basit ilaçlarla bertaraf edilir. Cerrahi girişimlerde görülebilen kanama, idrar kaçırma, iktidarsızlık yakınmaları bu tedavide rastlanmaz. Kuru ejakülasyon (meninin gelmemesi) riski ise diğer tedavi seçeneklerine göre çok düşüktür. Hastalar 1 ay içinde normal cinsel hayatlarına dönerler.

Hangi hastalarda uygulanmaz?
İyi huylu prostat büyümesi olan tüm hastaların yüzde 10-15 kadarında, prostatın yapısı ve şekli nedeniyle hasta bu tedaviden yeteri kadar yarar görmeyebilir.

Ameliyatsız Mikrodalga Prostat Tedavisi'ni en üstün yapan durum, anestezi alamayacak en riskli hastalarda bile uygulanmasıdır. Devamlı sondaya bağlı hastalar, Parkinson veya Alzheimer gibi hastalığı olanlar, kan sulandırıcı ilaçları devamlı kullanmaya mecbur hastalar dahil bütün hastalar hiç bir risk almadan güvenle tedavi edilebilir .

Başarı oranı nedir?
Halen tüm dünyada prostat tedavisinde "altın standart" olarak kabul edilen olan TUR ameliyatına benzer oranda yani yüzde 90'a yakın başarı sağlar. Öyle ki, Avrupa Üroloji Birliği'nin resmi kılavuzunda, emniyeti ve uzun dönemdeki kalıcı etkisi ile Ameliyatsız Mikrodalga Tedavi, ameliyata alternatif olarak gösterilmektedir.

Eğer prostat fazla büyümüşse ameliyatsız tedavi olur mu?
Ameliyatsız Mikrodalga Prostat Tedavisi ile 100 gr.ın üstündeki prostatlar da rahatlıkla tedavi edilebilmektedir. Yapılan çalışmalar 130 gram ağırlığındaki prostatlarda bile tedavinin başarılı olduğunu göstermiştir. Bugüne kadar tedavi edilen en büyük prostat 287 gramdır.

Devamlı idrar sondasına bağlı olan hastalarda uygulanır mı?
Devamlı idrar sondası kullanmaya mecbur olan hastalarda yapılan tedavilerde, hastaların yüzde 85'i sondadan kurtulmayı başarmıştır.

Bu tedavi cok mu yenidir?
Aslında tam anlamıyla çok da yeni olmayan bir yöntem olan ve "TransUrethtral Microwave Thermotherapy" (TUMT) denilen "Prostatın Mikrodalga ile Tedavisi" dünyada ilk olarak 1989 yılında Fransa'da kullanılmaya başlanmıştır. Tanıtımının hemen ardından 1990 yılında Türkiye'de ilk olarak Dr. Deniz Ersev tarafından uygulamaya sokulan bu yöntem aslında 20 yıllık bir geçmişe sahiptir.

Başlangıç döneminde, her yeniliğin ilk aşamalarında olduğu gibi, bir gelişme süreci yaşanmıştır. Tedavinin daha etkili olması yolunda yapılan çalışmalar sonucu, HE-TUMT tekniği ile daha yüksek enerjili olarak, 1998 yılında İsveç'te geliştirilmiştir. ProstaLund Feedback Thermothrapy (PLFT) adını alan ve 10 yıldır Avrupa ve Amerika'da tedavi alanında başarıyla uygulanan bu tedavi tekniğinde, son şeklini almış olarak yeni bilgisayar ve software yazılımını kullanılmaktadır. Bugün artık Avrupa Üroloji Birliği (EAU) ve Amerikan Üroloji Birliği'nin (AUA) cerrahi girişimlere karşı sundukları alternatif yöntemlerin en başında gelmektedir.


Böbrek Taşları

Böbrek taşı nasıl oluşur?
Normalde idrar içinde birçok madde eriyik halde bulunur. Bazı durumlarda bu maddeler idrar içinde yoğun bir hal alır ve kristal haline gelirler. Buna halk arasında kum denir. Daha sonra bu kristaller birleşirse, taş oluşur.

Yaşam boyu insanda taş oluşması riski % 9-10'dur. Yani ortalama olarak 10 kişinin biri taş hastasıdır. Erkeklerde kadınların yaklaşık 3 katı oranında taş oluştuğu göz önüne alınırsa, oran erkekler aleyhine % 14, kadınlar lehine % 5 olarak değişir. En sık taş görülme zamanı 20-40 yaşlar arasındadır.

Taşların çoğunluğunda kalsiyum bulunur. En sık okzalat veya fosfat ile bileşim yapar. Daha az olarak ürik asit, sistin ve struvite taşları görülür. Toplam 13 adet taş çeşidi vardır.

Risk faktörleri nelerdir?
En önemli faktör vücudun susuz kalmasıdır. Yeterli sıvı alınmazsa, çıkan idrar konsantre ve koyudur. Böyle idrarda kristallerin birleşerek taş oluşması kolaylaşır.

Yüksek proteinli gıda alımı, çok tuzlu yemek, okzalattan zengin gıdalar diğer risk faktörleridir.

Bazen de genetik olarak taş hastalığı riski artabilir.

Taşların verdiği belirtiler nelerdir?
Taşlar böbrek içinde oluşur ama burada pek fazla oynamadıkları için genellikle sessiz dururlar. Eğer böbrekten çıkıp üretere düşerlerse, şiddetli bir ağrı meydana gelir. Taşlar hareket etmeden kalır ve idrar yolunun bir yerinde tıkanma yaparlarsa daha künt özellikli bir ağrı hissedilir.

Ağrı böğürde (boşlukta) yan ağrısı olarak, göbek yanlarında ve altında, bazen kasıklara vuran şekilde veya erkeklerde yumurtalığa, kadınlarda idrar yolunun ağzında hissedilir. Taş epeyce yol alarak, aşağıya inip mesaneye (idrar torbası) yaklaştığında sık idrar yapma isteği veya idrarda yanma olabilir. Bazen idrarda kan görülebilir. Şiddetli ağrılarla birlikte bulantı / kusma olabilir. Görülebilecek tehlikeli belirtilerden biri yüksek ateştir. Tıkanan idrar yollarına mikropların yerleşmesinin belirtisidir. Hızla müdahale edilmesi gereken bir durumdur.

Tedavi yolları nelerdir?
En çok tercih edilen taşın idrar yolundan düşmesidir. 5 mm.ye kadar olan taşların % 70'i düşürülür. Taş büyüdükçe, kendiliğinden düşme ihtimali de azalır. Taşın düşme süreci kısa ve kolay olabildiği kadar, zahmetli ve uzun da olabilir. Bunu önceden kestirmek pek mümkün olamaz.

Tedavide taşın büyüklüğü, sayısı, yeri hatta yapısı tercihleri değiştirebilir. Tek bir doğru tedavi yoktur. Tüm tedaviler yeri geldikçe kullanılabilir.

Eğer taş kendiliğinden düşmüyorsa ya da tıkanıklık, hasar veya problem yaratıyorsa vücut dışından taşları kırmak (ESWL) düşünülebilir. Böbrekten çıkıp üretere giren nispeten küçük taşlar için üreteroskopi ve basket uygulaması uygun olabilir. Bazen bu taşları endoskopik olarak holmium lazer ile kırmak gerekebilir. Böbrek içindeki büyük taşlar, 2 cm.lik tek bir delikle vücuda girilerek dışarı alınabilir. Delikten çıkmayacak kadar büyük taşlar da yine lazer ile parçalanarak çıkartılabilir. Artık günümüzde pek nadir olarak açık ameliyatla tedavi gerekmektedir.


Bel Soğukluğu ve Üretrit

Üretrit , üretra denilen penisin içindeki idrar borusunun iltihabıdır. Bel soğukluğu (Gonore) ve NGU (Non Gonokoksik Üretrit) diye kabaca ikiye ayırılabilir. Bu hastalıkların kuluçka dönemleri, belirtileri ve tedavileri arasında küçük farklar olmasına rağmen, genelde benzer hastalıklardır.

Sıklıkla, cinsel yolla bulaşırlar. Bazen anüsten yapılan ilişkiler sonucu bulaşabilirler. Belirtileri şüpheli ilişkiden sonraki 2 gün ile 2 hafta arasındaki bir sürede başlar.

Yakınmalar ve Bulgular :
Peniste kaşıntı, idrar deliğinde kızarıklık, idrar yaparken yanma ve akıntıdır. Kaşıntı bazen tek veya erken belirti olabilir. Akıntı çok az veya fazla miktarda olabilir. Beyaz, sarı veya yeşil renkte olabilir.

Penis ucunda veya iç çamaşırındaki kan lekeleri ise idrar yolunun içine yerleşmiş virüslerin oluşturduğu poliplerden olabilir. HPV diye anılan Human Papilloma Virüs'üs yaptığı "Kondilom" denilen siğillerdir. Aslında bunlar daha çok genital bölge cildinde bulunur ve rahat görülürler. Ancak bazen penisin içine yerleşebilirler ve ancak hekim tarafından saptanabilirler. Bunların idrar yolunun derinlerine ilerlememesi veya karşı cinse bulaşmaması için alınmaları gerekir.

Kadınlar :
Kadınlarda idrar yolunda pek görülmez ama özellikle vagina ve rahim ağzına yerleşir. Bazen rahim içi, yumurtalıklar hatta karın içine kadar yayılabilir. Kadınlarda idrar yoluna yerleşen mikroplar daha çok üşütme ve vücut direnci kırıklığı sonucu veya tuvalet gibi dış ortamlardan yoluyla hastalık yapar. Bazen cinsel ilişkiler sonucu ve bazen de anüsten yapılan ilişkiler sonucu mikrop alınabilir. Özellikle cinsel hayatın başlangıcında veya uzun süre ara verilmiş bir cinsel yaşamın tekrar başlaması daha çok risk getirebilir. Sistit diye anılan bu hastalık, genellikle idrarda yanma, acı, sık idrara gitme, idrarın tam boşalmaması ve kanamaya neden olur. Bazen mikroplar olmadan da idrar yakınmaları görülebilir. Yanlış tedaviden kaçınmak için mutlaka idrar kültürü yaptırılmalıdır. Ezbere alınan ilaçlar, özellikle antibiyotikler sorunun tam çözülememesine veya uzun süre devam etmesine yol açabilirler.

Tanı :
Kesin tanı penis ucundan gelen akıntının analizi ile konur ve sonuçlara göre doğru ve etkili tedavi uygulanır. Tanının doğru konarak tedaviye erken başlanması, süreci ve hastalığın yan etkilerini azaltır.

Tedavi olamayan hastalarda, başka partneri varsa, taşıyıcı hastalığa yakalanması dışında idrar yolu darlığı, yumurtalık iltihabı, kısırlık oluşabilir.

Nedenleri ve Tedavisi :
Neisseria Gonorhea denilen etkenin yaptığı bel soğukluğu (Gonore) hastalığı en fazla bilinen tipidir. Üretritin en sık görülen nedeni Chlamydia adı verilen bir mikroorganizmadır. Bunun dışında Ureaplasma adı verilen başka bir mikroorganizma tarafından da ortaya çıkabileceği gibi başka bir takım mikroplarla da meydana gelebilir. Hastalığa neden olan etkeni ortaya koymak bazen zordur. Uygun ve etkenin henüz direnç kazanmamış olduğu antibiyotikler ve gerekirse yardımcı ilaçlarla tedavi sağlanır. Seksüel eş de aynı mikroorganizmayı taşıyacağından, eşlerin aynı zamanda tedavisi gereklidir. Tedavi sonuçlanana kadar, eşle ilişkide bulunulmamalıdır. Prezervatifle de olsa yapılan temaslar hem kadın hem erkek için zararlıdır. Tedavi süreci hastalık etkenine göre 2-15 gün arasında değişebilir.


U-P Darlık

Bu hastalık neden oluşur?
Nedeni tam olarak bilinmemektedir. Genellikle ana rahminde saptanan bu hastalığı önlemek için annenin yapabileceği veya yanlış yaptığı bir şey yoktur.

Diğer kardeşlerde aynı hastalık olur mu?
Bu hastalık çoğunlukla diğer kardeşlerde görülmez.

Çocuğun günlük hayatı aksar mı?
Diğer böbrek normal olduğu ve hasta böbreğin uygun tedavisinin yapıldığı durumlarda, çocun normal hayatını yaşar.

Hastalık tekrar eder mi?
Çok büyük çoğunlukla, cerrahi tedavi sonrası hastalık bir daha tekrar etmez.


İyi Huylu Prostat Büyümesi (BPH)

Benign Prostat Hiperplazisi ( BPH ) sık görülür mü?
Evet. Erkeklerde en sık görülen hastalıklardan biridir. Yaş ilerledikçe görülme sıklığı artar. Genelde 50 yaş sonrasında belirtiler az çok görülmeye başlar. 60 yaşına gelen 100 erkekten 55'inde görülür. 75 yaşında ise görülme sıklığı % 80-85'tir.

BPH neden olur?
Yaş ilerledikçe erkeklerdeki hormonal değişiklikler sonucu oluşan ve engellenemeyen bir hastalıktır.

Korunmak için neler yapılmalıdır?
Korunmak için kesin bir önlem yoktur. Yemekle, cinsel hayatla, idrar yapma alışkanlığıyla hastalığın görülme oranı veya seyri değişmez.

BPH kansere çevirir mi?
Hayır. BPH kansere dönüşmez ama bir prostatın içinde hem kanser hem büyüme hatta hem de iltihap (prostatit) görülebilir. Üçü de birbirinden bağımsız hastalıklardır.

İltihap ve genellikle prostat büyümesi erken belirti verirler. Bu yüzden saptamak kolaydır.

Kanser ise erken belirti vermediği için ancak düzenli kontroller ile erkenden saptanabilir.

Hangi ilaç en iyisidir?
BPH tedavisinde birçok ilaç denenmiştir. En yararlısı denebilecek tek bir ilaç yoktur. Bunların bir kısmı bazı kişilerde, diğer bir kısmı ise başkalarında fayda sağlayabilir. Bazen oldukça rahatlatabildiği gibi bazen de hiçbir işe yaramayabilir. En az 3 aylık bir deneme süresi sonrasında bir fikir edinilir. Eğer bir ilaçtan fayda sağlanırsa, bunu çok uzun yıllar kullanmak gereklidir.

Günlük hayatta rahatsız olan ama ameliyat istemeyenler ne yapabilir?
Eğer bir hasta ilaç tedavisinden yarar görmüyor ve günlük hayatında sıkıntı çekiyorsa, bir müdahale gerekir. Cerrahi müdahaleden kaçınıldığı durumlarda minimal invaziv tedaviler uygulanabilir.

Mikrodalga ile Ameliyatsız Prostat Tedavisi nedir?
Ameliyatsız tedavi seçeneklerinin en etkilisi Mikrodalga Termoterapi denen, prostatın eritilmesidir. Mikrodalga enerjiden elde edilen yüksek ısı ile uygulanan bu tedavi hem etikili hem de çok güvenlidir çünkü anestezi gerektirmez. Yaklaşık 12 dakika süren bu işlem sırasında, prostat çevresindeki dokular yüksek ısının hasarından özenle korunur. Hatta ameliyathanede bile değil, doktorun ofisinde yapılır ve hasta 2 saat sonra evine gider.


Prostatit

Prostatit neden olur?
Prostat iltihabı, meniyi idrar yoluna atan prostat kanalcıklarının tam idrar yoluna açıldığı bölgede başlar. Buradan prostat içine giren idrarda mikrop varsa, bakteriyel prostatit oluşur. Mikropsuz prostatitte bu aşamada hastalığın başlaması idrarın asit etkisinin prostat içinde istenmeyen reaksiyonlara neden olmasıdır. Prostattan sonra yer alan idrar tutucu adelenin (sfinkter) rahat gevşememesi de, oluşan basıncın idrarı prostatın içine tepmesine neden olur. Reaksiyona maruz kalan sinir uçlarının da oluşan ağrı ve gerginlikte rolü olabilmektedir.

Prostatit hangi yaşlarda sık olur?
Non-bakteriel prostatit genelde sadece orta yaşlara kadar görülmektedir. Bu durum hayat gailesi olan erkeklerin daha fazla risk altında olduğunun bir göstergesidir. Mikroplu prostatların daha ileri yaşta da görülmesinin nedeni, genelde yaşlı hastalarda prostat büyümesine bağlı idrar yolu enfeksiyonlarının sıklığı, bazen sonda konulması veya mesanede taşların oluşmasıdır.

Prostatit bulaşıcı mıdır?
Daha genç ve cinsel hayatta daha aktif olan kimselerdeki iltihaplarda ise hastalar eşlerine mikrop bulaşmasından çekinirler ama böyle bir tehlike yoktur. Bakteriyel prostatit, cinsel ilişkiyle bulaşan bir hastalık değildir ve cinsel hayatta bir kısıtlamaya gerek yoktur. Hele ağrıların veya idrar yakınmalarının zaten insanın keyfini kaçırdığı ve cinsel hayatını az çok sınırladığı göz önüne alındığında, bir de böyle bir şeyi düşünerek yaşamı iyice zorlaştırmamak gerekir.


Yaşlılıkta Cinsel Hayat

Seksin yaşı var mıdır?
Hayır. Her yaşta ve genel vücut performansına uygun olmak kaydıyla seks yapılabilir.

Menopozdan sonra kadınların cinsel hayatı biter mi?
Hayır. Menopozdan sonra da cinsel yaşam normal olarak devam edebilir. Belki biraz medikal veya psikolojik takviye iyi olabilir.

Menopozdan sonra, kadınların sadece çocuk sahibi olması mümkün değildir. 

Prostat ameliyatından sonra erkeğin cinsel hayatı biter mi?
Hayır. Cinsel yaşam ameliyattan önceki gibi devam edebilir. Ameliyattan sonra, erkeklerin sadece çocuk sahibi olması mümkün değildir. 

Menopozun ardından cinsel sorunlar artıyor mu?
Genital organlarda olabilecek değişiklikler cinsel sorunları arttırabilir. Ama biraz ilaç veya krem desteği ile bunlar azaltılabilir.

Sizce kadınlar için seks hayatı kaç yaşına kadar sürer?
Yaş hiç önemli değildir. İnsanın vücut ve ruh sağlığı bunda önemli bir rol oynar. Ama zamanla cinsel istek azalması sık görülür.

Andropozda seks isteği her zaman azalır mı?
Hayır. Böyle kesin bir şey söylenemez. Ayrıca andropoz, menopoz kadar belirgin çizgilere sahip değildir.

İleri yaşlarda da çiftler seks yapmalı mı?
Evet. Yalnız dikkat edilmesi gereken nokta, sağlık sorunu yaratacak kadar sınırların zorlanmamasıdır.

Kadın ya da erkek ileri yaşta cinsel hayatını hareketlendirmek için yardımcı vitamin ya da seks gücünü artırıcı ilaçlar almalı mı?
Bu tür ilaçlar ancak tedavi edilmesi gereken bir hastalık veya durum varsa kullanılmalıdır.

Anti-aging'in seks hayatının bir etkisi var mı?
Minimal bir olumlu etki beklenebilir. Bunun nedeni de genellikle insanın kendini daha iyi hissetmesi sonucu, psikolojik bir olumlu etkidir.

Doğrusu ne kadar sürelerle seks yapmaktır?
Seks yapmanın belli bir doğru süresi yoktur. Bu kişiden kişiye, çiftten çifte değişir. Ortalama haftada 1 ila 5 kez arası seks yapma olağan sayılabilir. Zaman ilerledikçe biraz daha seyrek olması normaldir.

Seks hayatının aktif olmasının ömrü uzattığı yönündeki araştırmalar doğru mu?
Seks hayatının aktif olması, insanın sağlıklı olduğunun göstergelerinden biridir. Yani durum aslında tam tersidir. Sağlıklı insanlar daha uzun yaşarlar ve genelde seks yaşamları da daha aktiftir.


     
 
Prostat  I   Böbrek Taşı  I   İktidarsızlık  I   Kısırlık  I   Cinsel Hastalıklar  I   Kadın Ürolojisi  I   Çocuk Ürolojisi  I   Kanser  I   Organlar