Anasayfa    I    İletişim
Prostat    I     Böbrek Taşı    I     İktidarsızlık    I     Kısırlık    I     Cinsel Hastalıklar    I     Kadın Ürolojisi    I     Çocuk Ürolojisi    I     Kanser    I     Organlar
     

DOÇ. DR. DENİZ ERSEV'in
Özgeçmişi İçin Lütfen

Tıklayın...


ŞİKAYETLER / BELİRTİLER

Bel Ağrısı
Yumurtalıkta Şişlik ve Ağrı
Erken Boşalma
İdrarda Kan
Menide Kan

SIKÇA SORULAN SORULAR


Hastalıklar ve tedavi yöntemleriyle ilgili merak edilenler...


Prostatit
İyi Huylu Prostat Büyümesi (BPH)
Bel Soğukluğu ve Üretrit
U-P Darlık
Böbrek Taşları
Ameliyatsız Mikrodalga Prostat Tedavisi
Yaşlılıkta Cinsel Hayat


VİDEOLAR



Doç. Dr. Deniz Ersev'in
katıldığı programlar...
 

KADIN ÜROLOJİSİ



İdrar Kaçırma (İnkontinans)

Mesanenin (idrar torbasının) iki önemli fonksiyonu vardır. Birisi idrarı depolamak diğeri ise boşaltmaktır. İdrar depolama işlevinin aksadığı durumlarda idrar kaçırma ortaya çıkar. Bu durum her zaman mesaneden kaynaklanmayabilir. İdrar yolunun son kısmındaki tıkanmalar (örn.prostat), idrar yolu enfeksiyonları, idrar tutucu mekanizmanın hasarlanması da değişik türden idrar kaçırmalara neden olmaktadır.

Özellikle kadınlarda gülme, öksürme ve ağır kaldırma sırasında ortaya çıkan idrar kaçırma oldukça sık görülen bir rahatsızlıktır. Bu durum genelde fazla sayıda ya da zor doğum yapan kadınlarda veya değişik nedenlerle karın alt kısımdaki adelelerin gevşemesi sonucunda ortaya çıkar. Fazla kilonun da bu duruma olumsuz katkısı bulunmaktadır.

İdrar kaçırma, bir hastalık değil bir belirtidir. Genelde tehlikeli bir durumun habercisi olmamakla birlikte kişinin hayatını olumsuz etkiler. Utanma hissi, kendine olan güveni sarsma hatta sosyal yaşamını değiştirmeye kadar gider. Hastaların çoğu, yaşamını idrar kaçırma ile devam ettirmeye gayret ederler. Çeşitli yöntemlerle, sorunu idare etme yolu seçerler. Ancak çok belirgin olursa yardım ararlar. Aslında bu konuda danışılan bir üroloji uzmanı, hastaya çoğu durumda bir çözüm yolu gösterebilir.

İdrar kaçırma çeşitli şekillerde görülebilir:
1. Fiziksel aktivite veya zorlanmada idrar kaçırma (stres tipi idrar kaçırma)
2. Sıkışma hissi gelmesi ve aniden idrar bastırmasıyla kaçırma
3. İki durumun karışımı
4. Mesanenin kapasitesinin aşılmasıyla, taşma şeklinde kaçırma

Nedenler saptanarak, önce egzersizler veya ilaç tedavisi denenir. Günümüzde bu soruna karşı oldukça etkili ilaçlar bulunmaktadır. İlaç tedavisinin süresi ve dozu ise hastadan hastaya değişiyor. Ancak stres idrar kaçırma tipi ilaç tedavisine yanıt vermez.

İdrar kaçırmanın değerlendirilmesi, hastadan alınan detaylı bilgi ve fizik inceleme ile yapılır. İdrar sisteminin fonksiyonu için bazı testler sorunu tam olarak ortaya koymak için yapılır. İdrar torbasının içindeki basıncın ürodinami denilen yöntemle ölçülmesi, ultrason ile veya sistografi gibi özel filmlerle mesanenin görüntülenmesi gerekebilir.

Altta yatan başka hastalıklar da varsa bulunarak tedavi edilir. Ameliyat gerektiren durumlarda, özellikle kadınlar için son zamanlarda geliştirilen güvenli ve başarılı tekniklerle tedavi kolaylıkla sağlanır. Vücut dışında dikişli bir yara olmadan, hızla sonuca ulaşılan yöntemler günümüzde başarıyla uygulanmaktadır. Hastaların çoğunda, tedavi bir günde tamamlanabilmektedir.

Aşağıdaki şekildeki idrar kaçırma durumlarında, üroloji uzmanına başvurarak çözüm sağlanabilir :
*Gülme, öksürme veya hapşırmada
*Yürüme, koşma veya egzersiz sırasında
*Ağır bir şey kaldırırken
*Oturduğunuz yerden ayağa kalkarken
*Aniden idrar hissi bastırınca daha tuvalete yetişemeden

Ayrıca,
*İdrar kaçırma için ped kullanıyorsanız
*İdrarı yaptıktan sonra bile mesanenizin tamamen boşalmadığını hissediyorsanız
*Sık idrara gidiyorsanız da, doktorunuz size yardımcı olabilir.


İdrar Kaçırma Tedavisi ve Egzersizleri

Az da olsa, idrar kaçırma normal bir durum değildir. Sosyal nedenlerden dolayı ve hastanın kendine güveni ve iç huzuru açısından tedavi edilmesi gereklidir.

İdrar kaçırmanın basit yollu tedavileri nelerdir?
İdrar kaçırmanın bazı nedenleri geçici veya kolay iyileşebilen durumlardır. Bunlar idrar yolu iltihabı, vaginal enfeksiyon veya tahriş, bazı ilaçlar, kabızlık ve hareketsiz kalmadır. Ama bazen de ileri tetkik ve tedavi gerekir. Basit tedaviler ve önlemler ameliyat harici yöntemlerdir ama bazen ameliyatla beraberce de yararlanılır.

Bunlar daha çok kadınların işine yarar çünkü erkeklerde idrar kaçırma genellikle prostat hastalıklarına bağlıdır ve bunun tedavisini direkt olarak yapmak gerekir.

Sıvı düzenlemesi: Hastanın günlük sıvı alımını azaltmak (bazen de çoğaltmak) üzerine kurulur. İdrar kaçıran hastalarda, kahve, çay, kola, asitli meyva suları gibi tahriş edici sıvılar kısıtlanır. En iyi ilaç olan suyun arttırılması istenir. Günlük 8 bardak su içilmesinde yarar vardır.

Mesane egzersizi: Bir günlük tutarak, hastadan ne zaman ve ne kadar idrar kaçırdığı kaydedilmesi istenir. Aynı zamanda alınan sıvı miktarı ve ne sıklıkla idrara gidildiği belirlenir. Az idrara gidenlere daha sık gitmesi öğütlenir. Tersine sık gidenlere ise yavaş yavaş bu süreyi uzatması söylenir.

Pelvik taban (perine) kasları egzersizi: Kegel adlı doktorun bulduğu egzersizlerdir. İdrar tucu adale ve pelvik taban kaslarının kuvvetlendirilmesine yarar. Hasta kendi yapamıyorsa, bir terapistin yardımı istenir.

İlaç tedavisi: Mesane çıkımını kuvvetlendiren bir takım ilaçlar kullanılabilir. Ayrıca mesane adalesinin gevşemesini de sağlarlar. Mesanenin gevşemesini sağlayan daha kuvvetli ilaçlar da vardır ama bunların yan etkileri fazladır. Başta ağız kuruluğu olmak üzere, kabızlık, idrar tutukluğu, zihin bulanıklığı ve bulanık görmeye neden olabilir. Ayrıca göz tansiyonu olanlarda sakıncalıdır. Menopoza girmiş kadınlarda hormon tedavisi yararlı olabilir.

Basit tedaviler ne kadar yararlı olur ?
Genellikle bir düzelme sağlarlar ama tam tedavi sağlamazlar. Gece için pek rahatlık getirmezler. Egzersizler için 3 ila 6 aylık bir süre beklenir. İlaçlar bazen hızlı etki sağlarlar ama genelde 1 aya kadar beklenir. Tedaviler kesilince, idrar kaçırmanın eski seviyesine dönmesi muhtemeldir.

İdrar kaçırmayı tetikleyici ilaçlar nelerdir?
İdrar söktürücü (diüretik) ilaçlar, sakinleştiriciler, anti-depresanlar ve bazı tansiyon ilaçları idrar kaçırmayı başlatabilir veya arttırabilir.

Egzersiz:
Makatı sıkarak (büzerek) yapılır.
Önce, klozete oturulup mesane boşaltılır.
10 saniye sıkılır,
10 saniye serbest bırakılır.
15 kez tekrarlanır.

Sonra;
30 saniye gevşek bekleme
10 kez
1'er saniye " sık ve gevşet
10 saniye ara ver
10 kez
1'er saniye " sık ve gevşet
10 saniye ara verilir
10 kez daha:
1'er saniye " sık ve gevşet
Günde iki kere yapılır.


Bu Konuyla İlgili Sunumu İzlemek İçin Tıklayınız

Sistit

Sistit Nedir ?
Vücudun her bölgesinde olduğu gibi, idrar ve üreme sisteminde de mikropların yerleştiği organlara göre enfeksiyonlar isimlendirilir. Örneğin;

Sistit : Mesane
Piyelonefrit : Böbrek
Prostatit : Prostat
Vaginit : Vagina

Normalde, idrarda mikrop bulunmaz. Dışardan alınan mikroplar sonucu idrar yolu enfeksiyonu olduğu zaman genellikle ilk tutulan organ mesanedir. Bu enfeksiyona "sistit" adı verilir. Eğer böbreklerde enfeksiyon olursa "piyelonefrit" denir. Her iki durumda da ilgili organa mikropların yerleşmesi söz konusudur ve tedavi mutlaka antibiyotikle yapılmalıdır. Dikkat edilmesi gereken nokta, idrar kültürünün yapılması ve antibiyograma göre hangi antibiyotiklerin mikropları ortadan kaldıracağının anlayarak uygun, etkili ve gerekli ilacın verilmesidir. Yoksa, çok kolay tedavi olabilecek bir hastalık, önemli problemler yaratacak durumlar doğurabilir.

Mikroplar olmadan da herhangi bir organda iltihap olabilir. Bu durumlarda antibiyotik tedavisi bir sonuç vermez. Mikroplar haricindeki etkenlerin neler olduğunu saptayıp ona göre tedavi planı yapılması gerekir.

İdrar Yolu Enfeksiyonunun Belirtileri :
Mikropların yerleştiği organın (genellikle mesane) iç yüzeyi, örneğin boğazımızda bir enfeksiyon olduğu zamanki gibi kızarır ve duyarlı bir hale gelir. Bu da karında veya kasıklarda ağrı, idrar sırasında acıma, devamlı bir tahriş ve sık idrar gitme isteği gibi belirtiler yaratır. Mesanede çok az miktarda bir idrar birikse bile veya idrar yaptıktan sonra mesane içinde sadece birkaç damla idrar kalmış olsa bile, rahatsızlık hissi verir. Bazen çok şiddetli bir uyarı ve rahatsızlık hissi ile idrar kaçırma durumu olabilir. İdrar torbasında oluşmuş olan enfeksiyon, idrarda kötü kokuya neden olabilir. Harap olan mesanenin duvarından düşen parçalar idrarda bulanıklığa neden olabilir. Bazen bu harabiyet sonrası, kan damarları da açılır ve kanama görülebilir.

Mesanedeki idrar yolu enfeksiyonu tedavi edilemezse, bir süre sonra mikroplar böbreklere de yerleşebilir. Enfeksiyon böbreklere sıçramış olduğu zaman, genellikle ateş çıkar. Halsizlik, düşkünlük, yan ağrısı veya sırt ağrısı oluşur. Bu enfeksiyonların hızla ve etkili bir şekilde tedavi edilmesi gerekir yoksa hayati problemlere bile yol açabilirler çünkü mikroplar tüm vücuda yayılabilir. Erişkin vücudu bu duruma nispeten karşı koyabilirse de, özellikle ve yaşlılar çocukların hastaneye yatırılmaları daha emniyetli olur. Böyle durumlarda, ağızdan alınan haplar tedavi için yeterli olmayabilir. Damardan veya kalçadan iğne tedavisi hatta serum takılması gerekebilir.

Üriner Sistem Enfeksiyonları basit ve komplike olarak 2 ana guruba ayrılır. Basit enfeksiyonlarda sadece mikropların ortadan kaldırılması tedavi için yeterlidir. Komplike durumlarda idrar sisteminde taş, darlık, anomali hatta polip veya tümör gibi enfeksiyonu tetikleyen durumlar vardır ve bunların da aynı zamanda tedavi edilmesi gereklidir. Tekrarlayan veya antibiyotiklere dirençli idrar yolları enfeksiyonları da genellikle bu tür hastalarda görülür.

Enfeksiyon Nasıl Oluşur ?
Genital bölge cildinde ve anüs çevresinde çok miktarda bakteri bulunur. Özellikle vücut direncinin kırıldığı durumlarda, mikroplar idrar yolundan girerek mesaneye doğru ulaşırlar. Şeker hastalığı ve kronik hastalıklar veya üşütme, yorgunluk hatta moral bozukluğu gibi etkenler vücut direncini düşürebilirler. Bazen de herhangi bir insanın vücudu, enfeksiyonlara daha yatkın olabilmektedir.

Kadınlarda idrar çıkış deliği anüse daha yakın olduğu için ve mesaneden dışarıya uzanan idrar yolu daha kısa olduğu için, enfeksiyonunu mesaneye yerleşmesi, erkeklere göre daha kolay ve sık olur. Menopoz dönemi veya genç kadınlarda cinsel olarak aktif yaşam dönemi, enfeksiyon sıklığını arttırır. Prezervatif, diafram veya jel gibi doğum kontrol yöntemleri de kadınlarda enfeksiyon oranını arttırabilir. Hamilelik döneminde de, böbrek taş veya idrar yolu problemleri daha belirgin olabilir.

Erkeklerde büyüyen prostatın veya idrar sondasının yaptığı olumsuz etki veya küçüklerde sünnet derisi nedeniyle biriken mikroplar, bu iki grup erkekte idrar yolu enfeksiyonları görülme riskini arttırır.

Teşhis Nasıl Yapılır ?
İdrar yolu enfeksiyonu belirtisi varsa, ilk fırsatta idrar kültürü yapılmalıdır. İdrar kültürünün sonucu 24-72 saat sonra belli olsa bile, yakınmaların şiddetli olması durumunda, hemen tedavi başlanmadır. Kültür ve antibiyogram sonucuna göre, tedavi sürecinin nasıl devam edileceğine karar verilir.

SIK SORULAN SORULAR

İdrar yolu enfeksiyonu böbreklere zarar verir mi ?
Eğer idrar yolu enfeksiyonu, ilk fırsatta ve doğru olarak tedavi edilirse, genellikle hiçbir sorun oluşturmaz. Ancak, tedavi sonrası enfeksiyonun tekrarlamadığından emin olunmalıdır. Farkedilmeyen veya uygun tedavisi yapılmayan enfeksiyonlar böbrekler hatta vücudun tümü için tehdit oluşturabilir. 

Neden enfeksiyon olur ?
Birçok idrar yolu enfeksiyonu bireysel nedenlerle oluşur ve genellikle kolay tedavi edilir ve pek tekrar etmezler. Eğer kişide anatomik veya genetik bir bozukluk varsa, bunların saptanması ve bu yönde korumanın yapılması gerekir.

Enfeksiyondan korunma yolları nedir ?
Öncelikle, her zaman için yeterli sıvı alınması gerekir.

Menopozdaki kadınların, estrojen kremleri kullanmaları gerekebilir.

Cinsel ilişki sonrası, idrar yapma veya bazı kadınlarda tek doz antibiyotik kullanılması yararlı olabilir. 

Prezervatif, diafram veya sperm öldürücü jel gibi doğum kontrol yöntemlerinden bazı kadınların kaçınması yaralı olabilir.

İdrarı çok biriktirmemek veya idrar yaparken sakince mesanenin boşalmasını beklemek yararlı olabilir.

Taharetlenirken önden arkaya doğru yıkanmak gerekir.

Ne zaman daha dikkatli olmalı ?
İdrar yolu enfeksiyonunun belirtileri, çok hafif de olsa devam ediyorsa, hele özellikle tedaviye rağmen geçmiyorsa muhakkak doktora başvurmalıdır. Eğer iştahsızlık, bulantı, halsizlik veya kanama gibi belirtiler varsa, doktoru acilen aramalıdır.

Hamilelerde ne yapılmalı ?
Hamileyken idrar yolu enfeksiyonuna yakalanan anne adayları için güvenle kullanılabilecek ilaçlar vardır. Bu yüzden mutlaka üroloji uzmanına veya kendisini izleyen jinekoloji uzmanına hızla başvurulmalıdır. Zamanında alınan önlemler, bebek ve anne için hiçbir risk oluşmadan hastalığı ortadan kaldırır.

Sık tekrar eden enfeksiyonlara çare var mıdır ?
Eğer yılda 3 veya daha fazla enfeksiyon oluyorsa, detaylı incelemeler yapılması gereklidir. Bunlarda belirgin bir problem saptanmıyorsa, uzun süreli ve düşük doz koruyucu antibiyotik tedavisi gerekir.


Piyelonefrit

Piyelonefit Nedir ?
Normalde, idrarın içinde mikrop bulunmaz. Dışardan alınan mikroplar sonucu idrar yolu enfeksiyonu olduğu zaman genellikle ilk tutulan organ mesanedir. Bu enfeksiyona
"Sistit" adı verilir. Eğer böbreklerde enfeksiyon olursa "Piyelonefrit" denir.

Piyelonefrit Belirtileri :
Mesanedeki idrar yolu enfeksiyonu (sistit) tedavi edilemezse, bir süre sonra mikroplar böbreklere de yerleşebilir. Enfeksiyon böbreklere sıçramış olduğu zaman, genellikle ateş çıkar. Halsizlik , düşkünlük , yan ağrısı, sırt ve bel ağrısı oluşur. Bu enfeksiyonların hızla ve etkili bir şekilde tedavi edilmesi gerekir yoksa hayati problemlere bile yol açabilirler çünkü mikroplar tüm vücuda yayılabilir. Erişkin vücudu bu duruma nispeten daha iyi karşı koyabilirse de, yine de hastaların hastaneye yatırılmaları daha emniyetli olur. Böyle durumlarda, ağızdan alınan antibiyotikler ve diğer ilaçlar tedavi için yeterli olmayabilir. Damardan veya kalçadan iğne tedavisi hatta serum takılması gerekebilir.

Teşhis :
İlk fırsatta idrar kültürü yapılmalıdır. İdrar kültürünün sonucu 24-72 saat sonra belli olsa bile, yakınmaların şiddetli olması durumunda, hemen tedavi başlanmadır. Kültür ve antibiyogram sonucuna göre, tedavi sürecinin nasıl devam edileceğine karar verilir. Böbrekleri veya idrar sistemini etkileyen başka problemlerin varlığı araştırılır.

Diğer Problemler :
Bazen altta yatan başka bir durum da vardır. İdrar sisteminde taş , darlık , anomali hatta polip veya tümör gibi enfeksiyonu tetikleyen veya şiddetlendiren böyle problemler, mikropların böbreklere yerleşmelerini ve hasar yapmalarını daha da kolaylaştırır. Bunların da aynı zamanda tedavi edilmesi gereklidir. Tekrarlayan veya antibiyotiklere dirençli idrar yolları enfeksiyonları da genellikle bu tür hastalarda görülür.


Kondilom (HPV)

"Kondilom" veya "Wart" denilen siğil'ler Human Papillomavirus (HPV) adı verilen bir virüs nedeniyle oluşur. Bu virüsün 70'ten fazla tipi vardır. Genital bölgedeki kondilomlardan genellikle tip 6 ve 11 sorumludur.

Kadınlardaki rahim ağzı kanserine ise çoğunlukla tip 16 ve 18 neden olur. Bazen de tip 31, 39, 45, 51 ve 52 rol oynar. HPV ve HSV (Herpes Simplex Virüs) beraberce bulunduğu zaman, kanser riski daha da artabilir. HPV bulaşmış olan kadınların ancak % 40'ında kondilom oluşur. Diğerlerinde gözle görülen siğiller oluşmaz. Kadınlarla oluşan kondilomların bir kısmı da, vagina içinde ve rahim ağzında yerleşir. Bunlar ancak özel muayenelerle saptanır.
Erkeklerde de, özellikle penis ucuna yakın olan kondilomların olduğu durumlarda, % 15 oranında penisteki idrar yolunun içinde siğiller görülür. Erkeklerde HPV'ye bağlı kanser görülmez ama idrar yolu içindeki kondilomlar çeşitli problemler çıkarır.

Bulaşma Yolu :
HPV direkt olarak deriden deriye bulaşır. Virüsün açığa çıkması ve bulaşıcı olması, siğilin traş veya kopmayla kanaması sonucu olur. Genital bölgenin el, ağız veya genital bölgeyle teması veya her türlü cinsel ilişki bu bulaşmaya neden olabilir. Tuvaletten veya havuzdan, havlu veya şorttan bulaşmaz. Virüsle karşılaştıktan sonra siğillerin ne zaman oluşacağı bilinemez. Haftalar içinde belirebileceği gibi bir yıl hatta daha fazla bir süre sonra da siğiller çıkabilir.

Tanı:
En pratik tanı yöntemi, siğillerin gözle görülmesidir. Bu siğillerin kesilerek patolojik incelemeye gönderilmesi sonucu kesin tanı konur. Şüpheli durumlarda, bölgeye asetik asit solüsyonu sürülerek, özel mikroskop ve ışıkla inceleme yapılır. Gözden kaçabilecek olan siğiller bu yöntemle çok daha kolay saptanabilir. Bazı hastalarda, kültür ve genotip tayini gerekebilir.

Tedavi :
Günümüzde HPV virüsünü tamamen yok edecek bir tedavi henüz yoktur. Vücutta görülen kondilomların ortadan kaldırılması, hastalığın bulaşması ve yayılmasına engel olur. Siğillerin tamamen temizlenmesinden sonra bile belirsiz bir zamanda kendiliğinden tekrar ortaya çıkabilirler. Buradaki en önemli etkenin vücut direncinin düşüklüğüdür. Kondilomların tedavinde bazı kremler, cryoterapi denilen dondurma yöntemi, koter denilen yakma yöntemi ve lazer tedavisi kullanılır. Tercih edilen yol, kondilomların cerrahi yolla kesilerek hemen yok edilmesidir. Bu yöntemle doku tanısı elde etmek ve özellikle HPV DNA'sının tipini öğrenmek mümkün olur.

Risk faktörleri ve Korunma :
Son yıllarda cinsel ilişkiye başlama yaşının küçülmesi, partner sayısının fazlalığı, evlilik öncesi ve evlilik dışı ilişkilerin artması ve ilişkilerde prezervatif kullanımına önem verilmemesi, bu tür cinsel ilişki ile bulaşan hastalıkların artmasına neden olmuştur. Burada dikkat edilmesi gerekn şey, prezervatif kullanımının HPV bulaşmasını tamamen önlemediğidir. HPV aşısı kadınlarda bu virüsün birçok önemli tipine karşı koruma sağlamaktadır.


Seksüel Disfonksiyon (Cinsel İşlev Bozukluğu)

Kadında cinsel fonksiyon bozukluğu ne demektir?
Eskiden kadının cinsel ilişkilerde pasif rolü olduğu ve kadın cinsel işlev bozukluğunun olmadığı kabul edilirdi. Erkeklerdeki sertleşme sorunlarıyla ilgili yapılan çalışmalar, kadınların cinsel fonksiyon bozukluklarıyla ilgili bilinmeyenlerin de gün ışığına çıkmasını sağlamıştır.

Her iki cinste de cinsel fonksiyonlar 4 aşamalıdır:
*istek
*uyarılma
*orgazm
*gevşeme

Bunlardan bir veya birkaçının olmaması veya cinsel ilişki sırasında kadının ağrı duyması, kadında cinsel işlev bozukluğu olarak nitelendirilir.

Kadında normal cinsel cevap nedir?
Kadın cinselliği cinsel isteğin var olması ile başlar. Cinsel isteği erkeklerde olduğu gibi kadında da testosteron denilen erkeklik hormonu sağlar. Kadında erkekten çok daha az miktarda erkeklik hormonu vardır ve bu cinsel istekle alakalıdır. İstek varsa, uyarılma başlayabilir. Bu aşamada cinsel organa kan akışı artar. Dış dudaklar(Labia major) ve klitoris büyür, vajen(hazne) ıslanır ve kayganlaşır. Göğüsler duyarlı hale gelir. Artık vücut cinsel ilişkiye hazırdır. İlişki sırasındaki haz yoğunlaşması ile orgazm oluşur. Orgazm sırasında rahimde ve tüm vücutta kasılmalar oluşur. Bu aşamada hissedilen mutluluğu beyinden salgılanan serotonin maddesi yaratır. Son olarak da gevşeme ve rahatlama olur.

Kadın cinsel işlev bozukluğunda en sık hangi şikayetler görülüyor?
Erkeklerdeki gibi yaş ilerledikçe genelde sıklık ve şiddeti artar. Toplumda % 40-45 oranında görülür. En sık rastlanan cinsel istek azlığıdır ve her üç kadından birinde görülmektedir. Bunun sosyal, psikolojik, ekonomik nedenleri ortadan kaldırılmaya çalışılmalıdır. Cinsel uyarılma bozukluğuna bağlı gelişen kayganlıkta azalma her dört kadından birinde ve orgazm bozukluğu ise kadınların yaklaşık % 30'unda görülmektedir. Bunlardan başka ilişkiye bağlı ağrı, vajinismus, cinsel tiksinti görülebilmektedir.

Risk faktörleri nelerdir?
Sorunun temelinde fiziksel bozukluğun yanı sıra psikolojik sebepler de önemli yer tutar. Diabet, yüksek tansiyon, kalp-damar hastalıkları, menopoz, geçirilmiş cerrahi tedaviler ile cinsel travmalar, stres, eş/partner ilişkileri ve toplumsal baskılar en sık görülen nedenlerdir.

Kadında cinsel işlev bozukluğu tanısı nasıl konur?
Öncelikle kişinin cinsel fonksiyonunun sorgulanması yapılmalıdır. Cinsel işlevin hangi aşamasında sorun olduğunun belirlenmesi için geliştirilmiş soru formları kullanılır. Bu formda cinsel istek, uyarılma, kayganlık, orgazm, genel tatmin ve ağrı ile ilişkili sorular vardır. Organik nedenlerin aydınlatılmasında kan testleri ve diğer bazı tetkiklerin yapılması gerekebilir. Burada, erkeklerde olduğu gibi, en önemli problem sorunu dile getirmeye teşvik etmektir.


Bel Ağrısı

Bel ağrısı, bir çok insanda görülebilen ve genellikle geçici veya pek önemli olmayan bir belirtidir.

Daha çok adale yorgunluğu, hafif bir üşütme veya zorlanmaya bağlıdır. Ev hanımlarında sıklıkla görülür.

Kemik veya adale ile ilgili bel ağrılarının çoğu, hareketle ve pozisyonla artar veya azalır.

Bel ağrısının ürolojiyle ilgili olan nedenleri nadirdir ama genellikle önemli bir hastalık belirtisi olabilir. Genellikle bir yanda çok daha belirgin olur.

Nedenleri :
* Böbrek taşı
* Üreter Taşı
* Piyelonefrit ( Böbrek iltihabı )
* Böbrek tümörü
* Böbrek düşüklüğü : Daha çok zayıf kadınlarda görülür.
* Prostatit' te belin orta alt kısmında görülebilir.
* Prostat kanseri' nin ileri döneminde ve hastalık kemiklere atladığı zaman görülebilir. Belin orta kısmında daha belirgindir.


Aşırı Aktif Mesane

Günlük hayatı zorlaştıran, olur olmaz yerde insanı pek rahatsız eden bir durumdur.

Aniden bastıran işeme ihtiyacı ile kendini gösterir. Hatta bazen idrar kaçırma bile olabilir.

Normalden daha sık olarak ve uygun olmayan zamanlarda mesane adalesinin kasılması ve idrar hissinin varlığı günlük hayatı zindan edebilir. Hastalar gündüz ve/veya gece

Normalde mesane (idrar torbası) ancak dolduğu zaman işeme hissi oluşması gerekir. AAM'de ise, idrar refleksinin sıkça (hatta sürekli) uyarıldığı bir durum söz konusudur.

Nedenleri :
Kadınlarda genellikle idrar yolu enfeksiyonu ( sistit ) ile erkeklerde prostat büyümesi veya iltihabı en belirgin hastalıklardır. Ayrıca mesane kanseri , ilaçların yan etkileri, stres ve gergin ruh hali ile Multipl Skleroz (MS) ve Parkinson gibi bazı nörolojik hastalıklar da neden olabilir. Bazen de nedeni tam olarak saptanamaz.

Tanı :
İdrar günlüğü tutulmalıdır. Kaç kere idrara gidildiği, yaklaşık ne miktarda idrar yapıldığı, aniden sıkışma hissinin sıklığı ve şiddeti, idrar kaçırma durumu ve miktarının belirlenmesi hekime teşhis için önemli fikir verir.

İdrar kültürü, mesanede artık idrar ölçümü, idrarda sitolojik inceleme, üriner sistem ultrasonu, ürodinami ve sistoskopi öncelikle yapılması gerekebilen tetkiklerdir.

Tedavi :
Bazı hastalarda oldukça yararlı olan ilaç tedavileri dışında; belirli zamanlarda ve istemli olarak idrar yapma programı, sıvı kısıtlaması veya kontrollü sıvı alımı, idrar tutucu kasları güçlendirmek için egzersiz yapmak belirtilerin düzelmesi için yararlı olabilir. Ayrıca, alkol veya aşırı kafein alımını kesmek, kilo vermek, sigarayı bırakma gibi yaklaşımlar da daha sağlıklı bir ve dinç bir vücut getireceğinden, insanın genel ruh ve sağlık durumuna katkıda bulunabilir.

Özel elektrik akımıyla, mesaneyle ilgili yüzeysel sinirlerin uyarılmasının tedaviye katkıda bulunduğu hastalar da vardır.

Ameliyat :
Rahim düşüklüğü veya mesane sarkması gibi durumların ameliyatla düzeltilmesinin genellikle böyle durumlarda önemli yararlar sağlar. Pek çare bulunamayan durumlarda, mesaneyi uyaran sinirlerle ilgili ameliyatlar yapılabilir. Mesanenin ileri derecede küçüldüğü veya basıncının çok yüksek olduğu durumlarda mesane büyütülmesi ameliyatı bir tedavi seçeneği olmaktadır.


Yaşlılıkta Cinsel Hayat

Seksin yaşı var mıdır?
Hayır. Her yaşta ve genel vücut performansına uygun olmak kaydıyla seks yapılabilir.

İleri yaşlarda da çiftler seks yapmalı mı?
Evet. Yalnız dikkat edilmesi gereken nokta, sağlık sorunu yaratacak kadar sınırların zorlanmamasıdır.

Menopozdan sonra kadınların cinsel hayatı biter mi?
Hayır. Menopozdan sonra da cinsel yaşam normal olarak devam edebilir. Belki biraz tıbbi veya psikolojik takviye iyi olabilir.

Menopozdan sonra, kadınların sadece çocuk sahibi olması mümkün değildir.

Menopozun ardından cinsel sorunlar artıyor mu?
Genital organlarda olabilecek değişiklikler cinsel sorunları arttırabilir. Ama biraz ilaç veya krem desteği ile bunlar azaltılabilir.

Kadınlar için seks hayatı kaç yaşına kadar sürer?
Yaş hiç önemli değildir. İnsanın vücut ve ruh sağlığı bunda önemli bir rol oynar. Ama zamanla cinsel istek azalması sıkça görülür. Bu daha çok ilişkinin eskimesine bağlıdır.

İleri yaşta cinsel hayatını hareketlendirmek için yardımcı vitamin ya da seks gücünü artırıcı ilaçlar alınabilir mi?
Bu tür ilaçlar tedavi edilmesi gereken bir hastalık veya gerekli bir durum varsa rahatlıkla ve güvenle kullanılır.

Anti-aging'in seks hayatına bir etkisi var mı?
Az da olsa olumlu bir etki beklenebilir. Bunun nedeni de genellikle insanın kendini daha iyi hissetmesi sonucu olan, psikolojik açıdan olumlu bir etkidir.

Doğrusu ne kadar sürelerle seks yapmaktır?
Seks yapmanın belli bir doğru süresi yoktur. Bu kişiden kişiye, çiftten çifte değişir. Cinsel olarak en aktif zamanlarda, haftada ortalama 2 ila 5 kez arası seks yapma olağan sayılabilir. Zaman ilerledikçe daha seyrekleşmesi ve ayda 2-3'e kadar düşmesi normaldir.

Seks hayatının aktif olması yaşam süresini uzatır mı?
Seks hayatının aktif olması, insanın sağlıklı olduğunun göstergelerinden biridir. Yani durum aslında tam tersidir. Sağlıklı insanlar daha uzun yaşarlar ve genelde seks yaşamları da daha aktiftir.


     
 
Prostat  I   Böbrek Taşı  I   İktidarsızlık  I   Kısırlık  I   Cinsel Hastalıklar  I   Kadın Ürolojisi  I   Çocuk Ürolojisi  I   Kanser  I   Organlar