Anasayfa    I    İletişim
Prostat    I     Böbrek Taşı    I     İktidarsızlık    I     Kısırlık    I     Cinsel Hastalıklar    I     Kadın Ürolojisi    I     Çocuk Ürolojisi    I     Kanser    I     Organlar
     

DOÇ. DR. DENİZ ERSEV'in
Özgeçmişi İçin Lütfen

Tıklayın...


ŞİKAYETLER / BELİRTİLER

Bel Ağrısı
Yumurtalıkta Şişlik ve Ağrı
Erken Boşalma
İdrarda Kan
Menide Kan

SIKÇA SORULAN SORULAR


Hastalıklar ve tedavi yöntemleriyle ilgili merak edilenler...


Prostatit
İyi Huylu Prostat Büyümesi (BPH)
Bel Soğukluğu ve Üretrit
U-P Darlık
Böbrek Taşları
Ameliyatsız Mikrodalga Prostat Tedavisi
Yaşlılıkta Cinsel Hayat


VİDEOLAR



Doç. Dr. Deniz Ersev'in
katıldığı programlar...
 

PROSTAT



Ameliyatsız Mikrodalga Prostat Tedavisi

Tarihçe :
Aslında tam anlamıyla çok da yeni olmayan bir yöntem olan ve "TransUrethtral Microwave Thermotherapy" (TUMT) denilen "Prostatın Mikrodalga ile Tedavisi" dünyada ilk olarak 1989 yılında Fransa'da uygulanmaya başlanmıştır. Tanıtımının hemen ardından yurdumuzda da kullanıma geçilmiştir. 1990 yılında Türkiye'de ilk olarak Dr. Deniz Ersev tarafından uygulamaya sokulan bu yöntem aslında 20 yıllık bir geçmişe sahiptir.

Başlangıç döneminde, her yeniliğin ilk aşamalarında olduğu gibi, bir gelişme süreci yaşanmıştır. Tedavinin daha etkili olması yolunda yapılan çalışmalar sonucu, HE-TUMT tekniği ile daha yüksek enerjili olarak, 1998 yılında İsveç'te geliştirilmiştir. ProstaLund Feedback Thermothrapy (PLFT) adını alan ve 10 yıldır Avrupa ve Amerika'da tedavi alanında başarıyla uygulanan bu tedavi tekniği, artık son şeklini almış olarak yeni bilgisayar ve software yazılımını kullanmaktadır. Bu üretilen en son teknolojiye sahip dünyadaki cihazlardan birini yurdumuzda yine Dr. Ersev ilk olarak kullanmaya başlamıştır.

Bugün Avrupa Üroloji Birliği (EAU) ve Amerikan Üroloji Birliği'nin (AUA) cerrahi girişimlere karşı sundukları alternatif yöntemlerin en başında gelmektedir. Dünya literatüründe etkinliğini ve kalıcılığını kanıtlayan çok sayıda bilimsel çalışma yapılmıştır.

Yöntem :
İyi huylu prostat büyümesi, erkeklerde 50 yaşından sonra başlayan idrar zorluklarının en önemli nedenidir. Tıp dilinde Benign Prostat Hiperlazisi (BPH) denilen bu hastalık, yaş ilerledikçe daha çok belirti vermeye başlar. Başlangıcında, bazı hastalar için ilaç tedavileri kullanılsa da, genellikle cerrahi tedavi en iyi çözüm yoludur. İşte bu aşamada, yüksek riskli ve ameliyat olması sakıncalı hastalar geliştirilmiş olan tedavi yöntemi "Ameliyatsız Mikrodalga Termoterapi"dir. Ayrıca nispeten genç ve ameliyat sonrası meninin çıkmamasını önemseyen hastalar ile ameliyat olmayı hiç istemeyenler için de bu tedavi yöntemi kullanılmaktadır.

Narkoz veya genel anestezi gerekmeden ve hastanın ameliyathaneye alınmasına gerek kalmayan bu yeni yöntemde, hastalar doktor ofisinde ortalama 12 dakikada tedavi edilir ve bir saat sonra evlerine dönerler.

Tedavi sondasının içinden verilen ilaçla prostat bezi uyuşturulduğu için, yüksek ısıya maruz kaldığında hastanın acı duyması engellenir. Kısa olan tedavi süresince hastanın duyduğu sıcaklık veya idrar yapma hisleri, gerekirse bir ilaçla bertaraf edilir. Bu sistemde hem prostatın içinde hem de dışındaki dokulardaki ısılar anında ölçülmektedir çünkü çevre dokuların bir zarar görmesini önlemek için bu şarttır. Doktorun bizzat hastanın başında durup cihazı kontrol ederek prostatın içindeki ısı ve kan akımının sürekli değerlendirmesi oluşabilecek hasarın engellenmesi için gereklidir. Aslında tehlike durumunda sistemin kendini durdurması gibi bir özellik de ayrıca vardır. Tedaviyi uygulayan doktor, prostatın ısıya verdiği cevabı sürekli denetleyerek, prostat içinde gerekli yüksek ısıya ulaşılmasını ve yeterli tedavinin oluşmasını sağlar. Tedavinin dozu ve süresi her hastada değişiklik gösterir çünkü her hasta prostatın şekli ve dokuların ısıya verdiği cevap farlıdır. Prostatın çeşitli yerlerinden ve çevre dokulardan sürekli kaydedilen ısı ölçümlerinin izlenmesi sonucu cihaza gerekli müdahalelerle kişiye uygun en verimli ve en güvenli tedavi şemasının uygulanması sağlanır.

Genel Bilgi :
İyi huylu prostat büyümesi (BPH), 50 yaş üstü erkeklerin önemli sağlık sorunlarından biridir. 55-60 yaşından sonra her 4 erkekten birinin prostat tedavisi olması gerekir. Yakın zamana kadar bu hastalık için çözüm yolu olan iki yöntemden biri ilaç tedavisi diğeri ise cerrahi tedavi idi. Kullanımı kolay ama pek etkili olmayan ilaçların yanında, TUR veya GreenLight Lazer gibi ameliyat çeşitleri etkilidir ama narkoz veya spinal anestezi, hastanede yatma, idrar kaçırma, iktidarsızlık ve kanama gibi arzu edilmeyen problemleri beraberinde getirir.

Hastanın toplam 1-2 saatte tekrar günlük yaşamına döndürebilen modern yöntem olan Mikrodalga ile Ameliyatsız Prostat Tedavisi, etkili ve güvenli olduğu kadar sürekliliği olan bir tedavi şeklidir. Avrupa ve Amerika'da yaklaşık 10 yıldır 200 seçkin merkezde kullanılmaktadır. Hatta tedavinin bu son orijinal şeklinin babası olan Dr. Schelin, İsveç Kralı'nı dahi bu yöntemle tedavi etmiştir. Bu zaman içinde hastalığı nüks eden hasta oranı yüzde 9'dur. Bu oran TUR ameliyatına benzer, lazer tedavilerinden üstündür.

Ameliyatsız Mikrodalga Prostat Tedavisi ile 100 gr.ın üstündeki prostatlar da tedavi edilmektedir. Yapılan çalışmalar 130 gram civarındaki prostatlarda bile tedavinin başarılı olduğunu göstermiştir. Devamlı idrar sondası kullanmaya mecbur olan hastalarda yapılan tedavilerde ise, hastaların yüzde 85'i sondadan kurtularak normal idrar yapmaya başlamıştır.

Halen tüm dünyada prostat tedavisinde "altın standart" olarak kabul edilen olan TUR ameliyatına benzer oranda yani yüzde 90'a yakın başarı sağlayan Ameliyatsız Mikrodalga Tedavi, emniyeti ve uzun dönemdeki kalıcı etkisi ile Avrupa Üroloji Birliği'nin resmi kılavuzunda, ameliyata alternatif olmuştur. ( http://www.uroweb.org/fileadmin/ t x_eauguidelines/BPH.pdf ) (sayfa 95) ayrıca Amerikan FDA tarafından 2002 yılında onaylanmıştır.

Ameliyatsız Mikrodalga Prostat Tedavisi'ni en üstün yapan durum, anestezi alamayacak en riskli hastalarda bile uygulanmasıdır. Devamlı sondaya bağlı hastalar, Parkinson veya Alzheimer gibi hastalığı olanlar, kan sulandırıcı ilaçları devamlı kullanmaya mecbur hastalar dahil bütün hastalar hiç bir risk almadan güvenle tedavi edilebilir.

Tedavi Süreci :
Tedavisi bitince, 1 saat içinde gündelik yaşamına dönen hastada, prostat içindeki iyileşme süreci 2-3 haftada biter. Bu zaman zarfında hastalar dışarıdan görünmeyen spiral bir stent ile idrarlarını normal yoldan yaparlar.
Ameliyatsız Mikrodalga Prostat Tedavisinde en sık görülen yan etkiler başlangıç dönemindeki sık idrar hissi ve hafif yanmadır. İlk günlerdeki bu hisler basit ilaçlarla bertaraf edilir. Cerrahi girişimlerde görülebilen kanama, idrar kaçırma, iktidarsızlık yakınmaları bu tedavide rastlanmaz. Kuru ejakülasyon (meninin gelmemesi) riski ise diğer tedavi seçeneklerine göre çok düşüktür. Hastalar 1 ay içinde normal cinsel hayatlarına dönerler.

Ek Bilgi :
Dünyanın en önemli ürolog cerrahlarından olan Prof. Dr. Arthur D. Smith " Ameliyatsız Mikrodalga Prostat Tedavisi "nin, kendi yaptığı prostat ameliyatları kadar etkili olduğunu belirtmiştir.

Başkanı olduğu New York'taki Üroloji Enstitüsü'nde yaptığı araştırmanın Nisan 2008'de yayınlanan sonuçları, Mikrodalga Ameliyatsız Tedavinin, TUR ameliyatı kadar başarılı olduğunu ve uzun dönemdeki kalıcı etkileri nedeniyle de ameliyata alternatif olduğunu göstermiştir.

Bu makalenin yayınlandığı "Journal of Endourology" dergisi, üroloji dünyasındaki teknolojik tedavilerin sonuçlarının açıklandığı ve tartışıldığı en saygın bilimsel dergilerden biridir.

Halen prostat tedavisinde TUR-P ameliyatının "altın standart" olarak kabul edildiği gözönüne alınırsa, Mikrodalga Ameliyatsız Prostat tedavisinin dünya ürolojisinde nasıl seçkin bir yere kavuştuğu rahatça anlaşılır.

Bu görüşünü, dünyanın pek çok yerinden gelen sonuçlarla destekleyen Prof. Smith, şu anda Türkiye'de kullandığımız CoreTherm adlı cihazı ayrı ve özel bir yere oturtmaktadır.

Kısaca PLFT (ProstaLund Feedback Thermotherapy) denilen tedaviyi uygulayan bu cihaz, Amerika'da 125 ve Avrupa'da 75 merkez olmak üzere Dünyada toplam 200'den fazla seçkin merkezde kullanılmaktadır.



Prostat Hastalıkları

Prostat, erkeklerde bulunan ve meninin büyük bölümünü yapan, kestane şeklinde ve büyüklüğünde, 18-20 gr. Ağırlığında, bez yapısında bir organdır. Mesanenin hemen altında yerleşmiştir ve içinden idrar yolunun "üretra" adı verilen son kısmı geçer. Meninin dışarı atılması da idrar yolundan olduğu için, prostat üretra ile yani idrar yolu ile bu nedenle sıkı bir ilişki içindedir.

Prostat hastalıkları üç ana grupta toplanır:
1) Prostat iltihapları (prostatit)
2) Prostat kanseri
3) Prostat büyümesi.

Prostat iltihapları daha çok 17-50 yaşları arasında görülür. Genellikle dışarıdan idrar yoluna giren mikropların prostat içine yerleşmesiyle oluşur. Bazen de idrarın prostat bezi içine kaçması sonucu asit etkiyle prostat dokusuna hasar vermesiyle oluşur. Prostatit denilen bu iltihaplar, müzminleşip kronik bir hal aldıklarında kökünü kurutmak oldukça zor bir hale gelir. Prostatitlerde, sık idrara gitme,peniste yanma hissi, idrar yaparken acıma, kuyruk sokumunda ağrı ve bazı cinsel fonksiyon bozuklukları görülür. Üşütmekle, alkol almakla, acı ve baharatlı yiyeceklerle ve düzensiz cinsel hayatla yakınmalar daha da artabilir.

Prostatın ikinci gurup hastalığı olan prostat kanseri ne yakalanma oranı yaş ilerledikçe artar. Buna karşılık, hastalığın tehlikeli bir seyir göstermesi olasılığı ileri yaştaki hastalarda daha azdır. Prostat Spesifik Antijen ( PSA ) denilen kan testi hastalığın teşhisinde önemli bir yer tutar. Prostat kanserine uygun tedavinin yapılabilmesi için hastalığın hangi aşamada olduğunun bilinmesi gerekir. Bunun için filmler çekilmeli ve bazı tetkikler yapılmalıdır. Ayılmamış olan kanserlerde prostatın tamamen alınması gerektiği halde, ilerlemiş hastalıklarda hormon tedavisi, ilaç tedavisi veya ışın tedavisi uygulanır. Erkeklerin 50 yaşından sonra, yılda bir prostat kontrolü yaptırmaları, erken teşhis ve etkili tedavi için gereklidir. Çünkü erken teşhis edilen prostat kanserinde hastalığın tamamen tedavi şansı çok yüksektir.

Prostatın hastalıkları arasında en sık karşılaşılan prostat büyümesi dir. 45-50 yaşlarından başlayarak, idrar yolunu çevreleyen prostat hücreleri çoğalarak ve büyüyerek üretrayı dışarıdan sıkıştırırlar. Tıp dilinde "Benign Prostat Hiperplazisi"(BPH) denilen hastalık böylece oluşur. Gerçekte büyüyen bütün prostat değil de "adenom" adı verilen bir kısım hücre grubudur. Bütün tedavi yöntemleri bu adenom dokusunun idrar yoluna yaptığı baskıyı azaltmak veya ortadan kaldırmak için amacına yöneliktir. Altmış yaşını geçmiş erkeklerin yarısından fazlasında prostat büyümesi mevcuttur ve bu oran yaş ilerledikçe artmaktadır. Prostat büyümesi bulunan erkeklerin yarıya yakın kısmında ise idrar yakınmaları oluşmaktadır.

Hastalık oluştuğunda, çeşitli idrar yapma zorlukları görülür. Bunlar arasında en belirgin olanları gece sık idrara kakma, idrar yaparken zorlanma, idrarın çatallı çıkması, mesaneyi tam olarak boşaltamama, aniden idrar bastırması ve idrar kaçırmadır. Kabızlıkla, üşütmekle, uzun süre sabit oturmak veya yolculuk ile bu belirtiler daha da artabilir. Mesane, daralmış olan idrar yolundan dışarı idrarı atmakta zorlanır ve kasılma gücü giderek azalır. Zamanla, içindeki idrarı boşaltamaz hale gelir. Mesanenin içinde devamlı olarak kalan idrar, mikropların üremesi için uygun bir ortam oluşturur. Sık sık idrar yolu enfeksiyonları ve mesanede taş oluşması görülebilir. İlaç tedavileri ile, mesanede birikmiş olan idrarın tam olarak boşalması sağlanamasa bile, hiç olmazsa zararsız bir düzeye indirilmesine çalışılır. Bazen hasta idrarını hiç yapamaz. O zaman idrarın bir sonda ile boşaltılması gerekir. Hastalık zamanında tedavi edilmezse böbrekler de zarar görür ve böbrek yetmezliği oluşabilir.

Hastalığın tanısı için, makattan parmakla prostat muayenesi yapılır. Modern teknolojinin yardımıyla "üroflovmetre" denilen elektronik cihaz ve ultrason kullanılarak hastalığın derecesi bilgisayar yardımıyla tam olarak saptanabilir.

Tedavinin geciktiği durumlarda;

  1. Tamamen idrar yapamaz hale gelme
  2. Mesane taşı
  3. Mesane ve böbrek enfeksiyonları
  4. Geriye kaçan idrarın idrar yollarını genişletmeye başlaması
  5. İflas etmiş mesane
  6. Böbrek yetmezliği görülebilir.

TEDAVİ :

Bilinmesi gereken şey, sadece tek bir yöntemin ideal olmadığıdır. Her hasta için ayrı ayrı tedavi metodları uygun veya gerekli olabilir. Her yöntemin başarıyla kullanıldığı durumlar vardır.

Sadece hastayı gözleyerek bekleme, ilaç tedavileri, minimal invazif yöntemler ve cerrahi tedaviler uygulanabilir.
Prostatın idrar yolunu tıkamaya başlamasının erken dönem bulguları bir dönem ilaç tedavileri ile giderilebilir. İlaçsız veya ilaç vererek izleme sırasında yakınmalar veya vücuttaki hasar artmaya başlarsa, girişimsel tedaviler planlanır.
Minimal invazif yöntemler içinde en etkilisi mikrodalga enerji ile prostatın eritilmesidir. Normal muayene odasında bir idrar sondasının içinden ve hiç anestezi gerekmeden uygulanan bu yeni yöntem, cerrahi tedaviler kadar etkin olabilmektedir. Yaklaşık 10 yıldır dünyada kullanılmakta olan bu tedavi, hiçbir ciddi risk taşımamaktadır. Yakın gelecekte, çok tercih edilen bir yöntem olmaya adaydır.

Transuretral Prostat Rezeksiyonu (TUR-P)

Kazıma yöntemi olarak da bilinen bu tedavi, prostat büyümesinde tedavisinde en sık kullanılan ve aslında en etkili tedavi yöntemidir. Ameliyat sonrası 1-2 gün sürebilen kanama görülürse de, bu genellikle ciddi bir sorun oluşturmaz.
Hastalar 2-3 gün hastanede kalırlar. Günlük yaşama dönmek için yaklaşık 10 gün, cinsel aktiviteye dönmek için yaklaşık bir aylık süre gereklidir.

Greenlight lazer ile prostatın buharlaştırılması şeklinde uygulanan tedavi yöntemidir. Son yıllarda en güçlü 120 wattlık lazer modeli kullanıma girmiştir. Eski modellere göre daha kısa sürede daha fazla prostat dokusunu yok edebilmektedir. Hastalar genelde bir gün içinde taburcu olabilir.

Açık Ameliyat

Günümüzde artık çok büyük prostatların tedavisinde kullanılmaktadır. Ayrıca mesanedeki büyük divertiküllerin (balonlaşma) varlığında ve çok fazla, büyük ve sert mesane taşlarının olduğu durumlarda bu ameliyat yapılır.


İyi Huylu Prostat Büyümesi

Prostat, erkeklerde bulunan ve meninin büyük bölümünü yapan, kestane şeklinde ve büyüklüğünde, 18-20 gr. Ağırlığında, bez yapısında bir organdır. Mesanenin hemen altında yerleşmiştir ve içinden idrar yolunun "üretra" adı verilen son kısmı geçer. Meninin dışarı atılması da idrar yolundan olduğu için, prostat üretra ile yani idrar yolu ile bu nedenle sıkı bir ilişki içindedir.

Prostat hastalıkları üç ana grupta toplanır:

1) Prostat iltihabı (prostatit)
2) Prostat kanseri
3) Prostat büyümesi.

Bir prostat içinde bu üç hastalık da aynı anda olabilir yani biri diğerine çevirmez. Birbirinden bağımsız, ayrı hastalıklardır.

Prostatın hastalıkları arasında en sık karşılaşılan prostat büyümesi dir. 45-50 yaşlarından başlayarak, idrar yolunu çevreleyen prostat hücreleri çoğalarak ve büyüyerek üretrayı dışarıdan sıkıştırırlar. Tıp dilinde "Benign Prostat Hiperplazisi"(BPH) denilen hastalık böylece oluşur. Gerçekte büyüyen bütün prostat değil de "adenom" adı verilen bir kısım hücre grubudur. Bütün tedavi yöntemleri bu adenom dokusunun idrar yoluna yaptığı baskıyı azaltmak veya ortadan kaldırmak için amacına yöneliktir. Altmış yaşını geçmiş erkeklerin yarısından fazlasında prostat büyümesi mevcuttur ve bu oran yaş ilerledikçe artmaktadır. Prostat büyümesi bulunan erkeklerin yarıya yakın kısmında ise idrar yakınmaları oluşmaktadır.

Hastalık belirtileri arasında çeşitli idrar yapma zorlukları vardır:

*İdrara başlamada duraklama
*İdrar yaparken zorlanma veya ıkınma ( Kasık fıtığı )
*İşeme zamanının uzaması
*İşerken idrarın ince çıkması
*İdrarın akış hızında yavaşlama
*Kesik kesik idrar yapma
*İdrar yaparkan fıskiye gibi dağılması
*İdrar yapma ihtiyacının aniden bastırması
*İdrar kaçırma
*Sık idrara çıkma
*Gece idrara kalkma
*Mesanedeki idrarın tam boşalmaması
*İdrarda tam tıkanma

Üşütmekle, kabızlıkla, uzun süreli yolculuk veya sabit oturmakla bu belirtiler daha da artabilir. Başlangıçta, mesane daralmış olan idrar yolundan dışarı idrarı atmakta zorlanır ve kasılma gücü giderek azalır. Zamanla, içindeki idrarı boşaltamaz hale gelir. Mesanenin içinde devamlı olarak kalan idrar, mikropların üremesi için uygun bir ortam oluşturur. Sık sık idrar yolu enfeksiyonları görülür. Bu enfeksiyonlar özellikle düşkün hastalarda, hayatı tehdit edecek kadar şiddetli olabilir.

Bazen hasta idrarını hiç yapamaz. O zaman idrarın penise takılan bir sonda ile boşaltılması gerekir. Mesanede taş oluşabilir ve kanama yapabilir. Hastalık zamanında tedavi edilmezse, mesanede oluşan basınç böbrek yetmezliğine kadar gidecek hasarlara yol açabilir.

Tanı ve hastalığın derecesinin saptanmasında, "üroflovmetre" denilen modern elektronik cihaz ve ultrason kullanılarak hastalığın derecesi saptanır. İdrarın akış durumu, mesanedeki boşalmayan idrar miktarı ve böbrek hasarı değerlendirilir. Makattan parmakla muayene, prostat büyümesinden ziyade kanser ön tanısı için yapılır.

TEDAVİ :

Bilinmesi gereken şey, sadece tek bir yöntemin ideal olmadığıdır. Her hasta için ayrı ayrı tedavi metodları uygun veya gerekli olabilir. Her yöntemin başarıyla kullanıldığı durumlar vardır.

Sadece hastayı gözleyerek bekleme, ilaç tedavileri, minimal invazif yöntemler ve cerrahi tedaviler uygulanabilir.

Prostatın idrar yolunu tıkamaya başlamasının erken dönem bulguları bir dönem ilaç tedavileri ile giderilebilir. İlaçsız veya ilaç vererek izleme sırasında yakınmalar veya vücuttaki hasar artmaya başlarsa, girişimsel tedaviler planlanır.

Minimal invazif yöntemler içinde en etkilisi mikrodalga enerji ile prostatın eritilmesidir. Normal muayene odasında bir idrar sondasının içinden ve hiç anestezi gerekmeden uygulanan bu yeni yöntem, cerrahi tedaviler kadar etkin olabilmektedir. Yaklaşık 10 yıldır dünyada kullanılmakta olan bu tedavi, hiçbir ciddi risk taşımamaktadır. Yakın gelecekte, çok tercih edilen bir yöntem olmaya adaydır.

Transuretral Prostat Rezeksiyonu (TUR-P)

Kazıma yöntemi olarak da bilinen bu tedavi, prostat büyümesinde tedavisinde en sık kullanılan ve aslında en etkili tedavi yöntemidir. Ameliyat sonrası 1-2 gün sürebilen kanama görülürse de, bu genellikle ciddi bir sorun oluşturmaz.

Hastalar 2-3 gün hastanede kalırlar. Günlük yaşama dönmek için yaklaşık 10 gün, cinsel aktiviteye dönmek için yaklaşık bir aylık süre gereklidir.

Greenlight lazer ile prostatın buharlaştırılması şeklinde uygulanan tedavi yöntemidir. Son yıllarda en güçlü 120 wattlık lazer modeli kullanıma girmiştir.

Eski modellere göre daha kısa sürede daha fazla prostat dokusunu yok edebilmektedir. Hastalar genelde bir gün içinde taburcu olabilir.

Açık Ameliyat Günümüzde artık çok büyük prostatların tedavisinde kullanılmaktadır. Ayrıca mesanedeki büyük divertiküllerin (balonlaşma) varlığında ve çok fazla, büyük ve sert mesane taşlarının olduğu durumlarda bu ameliyat yapılır.

Ameliyatsız Mikrodalga Prostat Tedavisi adı verilen yöntem ile artık hastaların tedavisi yapılabilmektedir. Narkoz (genel anestezi) veya spinal anestezi (belden uyuşturma) gerekmeden ve hastayı ameliyathaneye almadan uygulanan bu yeni yöntemde, hastalar doktor ofisinde ortalama 12 dakikada tedavi edilir ve bir saat sonra evlerine dönerler. Mikrodalga enerjinin özel bir sonda yardımı ile prostata uygulanması esasına dayanır. Böylece prostat dokusu yüksek ısı ile eritilerek, idrar yolunun açılması ve hastanın rahat idrar yapması sağlanır.

Not :
Hastalar kendi hastalığının derecesini değerlendirmek isterse, aşağıdaki kırmızı renkli soruları cevaplayarak kaç hastalık puanı olduğunu bulabilir.



Prostat Semptom Skoru


TUR-P / Prostat Büyümesinde Ameliyat

Prostat büyümesi değil tıkaması önemlidir.

Normalde 20 gram olan prostat bezi, bazen 80 gr. büyüse bile, hastaya belirgin bir rahatsızlık vermeyebilir. Bazen de 25-30 gr.lık bir prostatın ameliyat edilmesi gerekir. Yani hastalığı yapan prostatın büyümesi değil, prostatın idrar yolunu tıkamasıdır. İçe doğru büyüyen prostatın yaptığı tıkama önemlidir. Hatta daha küçükçe prostatlarda, aniden idrar bastırması veya sık idrar hissi gibi şikayetler genelde daha belirgindir.

Cerrahi tedavinin amacı nedir?

İyi huylu prostat büyümesinde bütün tedavilerin amacı, tıkanmış olan idrar yolunun açılmasıdır.

Bu prostatın içinin boşaltılarak idrar yolunun rahatlatılması gerekir. Kabak dolması yapmak için bir kabağın içinin boşaltılması gibi, prostatın iç kısmı boşaltılır. Tedavi seçiminde doktor prostatın büyüklüğü ile yapısına ve hastanın genel durumuna bakarak en uygun tedaviyi planlar.

TUR-P (Endoskopik Prostat Ameliyatı):

İdrar yolundan girilerek büyümüş olan prostat dokusunun parçalar halinde kesilerek çıkarılması (kazıma) yöntemidir. 75 yıllık bir geçmişe sahip olan bu yöntem yıllar içerisinde gelişen teknolojinin ve artan deneyimin katkılarıyla gerek cihazlar gerekse teknik olarak iyi bir metoddur. İyi huylu prostat büyümesi için dünyada en çok uygulanan cerrahi yöntemdir.

Yine de bir şeyin göz önünde bulundurulması gerekir. Teknoloji kadar, uygulayan doktorun deneyimi ve becerisi de çok önemlidir.

Hızlıca ameliyat olması gerekenler kimlerdir?

*İdrar yollarının tıkanması (hastanın idrar yapamaz hale gelmesi)
*İlaç tedavisine cevap vermeyen hastalar
*İdrarda fazla kanama olması ve uzun sürmesi
*Mesane taşları
*Sık idrar yolu enfeksiyonu geçirmek
*İdrar yolundaki tıkanıklığa bağlı böbreklerin hasar görmesi

TUR ameliyatının üstünlükleri :

*Prostat dokusunu en fazla çıkarılabilme imkanı olan yöntemdir.
*Ameliyat esnasında prostat dokusunun patolojik incelemeye uygun şekilde çıkarılır.
*İyi bir endoskopik cerrahi deneyim ile büyük prostatların tedavisi bile bu yöntemle yapılabilir.
*Diğer yöntemlerin başarısız olması durumunda da uygulanabilir.

TUR ameliyatının riskleri ve yan etkileri :

*Narkoz veya belden uyuşturma gibi anestezi riski olabilir.
*Ameliyat esnasında ve sonrasında bir miktar kanama olmaktadır.
*2-3 gün idrar yolunda sondalı olarak hastanede kalmayı gerektirir.
*Ameliyat sonrasında, 3-4 hafta süreyle günlük hayatta zorlanmamak gerekir.
*Meni çıkışının azalması veya hiç olmaması sık görülür.

Eğer anestezi altında ameliyathanede uygulanacak herhangi bir işlem hasta için risk taşıyorsa, lazer veya diğer cerrahi yöntemler de anestezi gerektirdiği için, TUR ameliyatının en güvenli alternatifi Ameliyatsız Mikrodalga Prostat Tedavisidir.


Green Light Lazer Tedavisi

Yüksek lazer enerjisi kullanılarak prostatın buharlaştırılması şeklinde uygulanan bir yöntemdir. 2000'li yılların başından itibaren uygulanmaya başlanmıştır. İlk başlarda düşük güçlü modeller kullanılmış ve gerek hasta seçimi gerekse enerji kaynağındaki güçsüzlük nedeniyle, birçok hastada nüks olmuştur. Son zamanlarda daha güçlü modelleri bazı merkezlerde kullanılmaktadır. Deneyim de artmaya başlamıştır.

GreenLight Lazer ameliyatının üstünlükleri nelerdir?

*Ameliyatta ve sonrasında çok az kanama olmaktadır.
*Hastanın sondası 24 saat içinde çekilir.
*İyileşme süreci TUR ameliyatına göre daha kısadır.
*Normal şartlarda hastalar ameliyat sonrası 3-4 gün içinde masa başı iş yapmaya başlar.
*Genellikle 15-20 gün içinde normal yaşantıya ve cinsel aktiviteye dönülebilir.
*Kan sulandırıcı ilaç alan hastalarda daha uygun bir tedavidir.

GreenLight Lazer ameliyatının riskleri / olumsuzlukları nelerdir?

*Narkoz veya belden uyuşturma gerekli olduğundan, anesteziye bağlı riskler vardır.
*Ameliyat esnasında prostat dokusu buharlaştırıldığından patolojik inceleme için doku elde edilemez. Prostat kanseri yönünden incelemelerinin daha önce yapılmış olması gerekir.
*Aşırı derecede yorgun mesanesi olan veya bazı şeker hastalarında hastalarda idrar sondasının daha uzun bir süre kalması gerekebilir.
*Çok iri prostatlarda uygun bir tedavi olarak kabul edilmez.
*Uzun dönem sonuçlarının henüz bilinmemesi nedeniyle temkinli bir şekilde yaklaşılmaktadır.
*Meninin dışarı çıkmama ihtimalinin TUR ameliyatı sonrasına göre çok daha düşük olduğu yönündeki değerlendirmelerin nedenleri konusunda hekim hastasını doğru bilgilendirmelidir.
*Meni çıkışının azalması veya hiç olmaması görülür.
*İktidarsızlık veya idrar kaçırma görülebilir. Ama bu oran azdır.


Holmium Lazer Tedavisi

Yüksek lazer enerjisi ile prostatın içi boşaltılır. Greenlight'tan daha önce kullanılmaya başlamıştır. Uygun hastalarda başarılı sonuçlar alınır.

Holmium lazerin GreenLight lazere göre farkları nelerdir?

*Ameliyat esnasında daha çok prostat dokusu çıkarılır.
*Patolojik inceleme için prostat dokusu elde edilir.
*Hastanın sondası 2-3 gün sonra çekilir.
*Hastalar ameliyat sonrası 7-10 gün içinde masa başı iş yapmaya başlar.
*Cinsel aktiviteye 1 ay sonra dönülebilir.


Prostatit

Prostat hastalıkları üç ana grupta toplanır:

•  Prostat iltihapları (Prostatit)

•  Prostat kanseri (habis)

•  Prostat büyümesi (iyi huylu)

Bu üç hastalığın her biri birbirinden bağımsız ve ayrı hastalıklardır. Biri diğerine çevirmez. Bir prostatın içinde üçü birden aynı anda bulunabilir.

BELİRTİLER

Prostat iltihaplarında en sık görülen şikayetler idrarda yanma, idrarın tam boşalmadığı hissi, apış arasında dolgunluk hissi ve yumurtalıklarda ağrıdır.

Bazen idrarda kesiklik, sık idrara gitme, menide yanma, ateş, idrarda tıkanma ve kasıklarda ağrı olabilir.

Erken boşalma, sertleşme bozukluğu ve cinsel isteksizlik görülebilir.

Prostatın iltihapları mikroplu veya mikropsuz olarak ikiye ayrılır ve aslında mikropsuz iltihaplara daha sık rastlanır. Bütün prostatitlerde şikayetler benzerdir. Mikroplu olanlarda uzun süreli ve uygun antibiyotik tedavisi verilirken, mikropsuz prostatitin çözümü başka yollardan aranır.

Mikropsuz (non-bakteriyel) prostatitte, hastalarda laboratuar bulgusu olarak, prostat sıvısında lökosit (iltihap hücresi) saptanır ama mikrobik enfeksiyon saptanmaz. Yine de bir kısım hastada üreaplasma ve klamidya gibi cinsel ilişkiyle bulaşan etkenlerin neden olduğu düşünülmektedir. Son yıllardaki araştırmalarda bunu destekleyen bulgular vardır ama cinsel hayatın kısıtlanması da, genellikle bir çözüm getirmemektedir.

"Prostat Ağrısı" (Prostatodynia) diye de adlandırılan bu duruma oldukça sık rastlanır. Özellikle genç ve orta yaş erkeklerde görülür ve yaşantıyı keyifsiz hale getirir. Nedeni tam olarak bilinemeyen fakat prostat içinde bir tür doku reaksiyonu olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca, bu ağrı ve rahatsız edici hislerin, apış arası ve kasık civarındaki adalelerin kramplarına bağlı olduğu yönünde bulgular vardır.

Prostatitte en önemlisi, hastanın önemli bir sağlık sorunuyla karşı karşıya olmadığına emin olmasıdır. Yakınmaları günlük hayatını aksatabilir ama örneğin hastalık kansere çevirmez .

TEŞHİS

Prostatitte doğru tanıyı koymak çok önemlidir çünkü değişik tiplerinde değişik tedaviler uygulanması gerekir. Ayrıca, şikayetlere neden olan durumun altında idrar yolları enfeksiyonu, cinsel ilişki ile bulaşan bir hastalık, prostat büyümesi hatta kanser olabilir. Ancak bütün bunların doğru teşhis edilmesiyle hastanın sağlığına kavuşturulabilir. Bu nedenle bazı testler zorunludur.

Öncelikle makattan parmakla muayene yapılmalıdır. Bu muayene prostatın her türlü hastalığında çok değerli bilgiler verir. Burada hekimin dikkat etmesi gereken, acele etmemesidir. Bu özel muayene hastaya anlatarak ve hazırlayarak, rahat bir ortamda ve hastanın canını yakmadan sakin bir şekilde yapılmalıdır. Böylece prostat ve çevre dokuların duyarlığı, ağrıları ve yapıları hakkında önemli fikirler edinilir. Hasta olan prostatlarda biraz daha rahatsızlık duyulabilir ama bu uzun süreli olmaz. Prostatta hastalık olsa bile, kalıcı bir hasar oluşmaz. Bu muayenenin yapılamayacağı tek durum, "akut bakteriel prostatit" denilen hastalıktır. Yüksek ateşle ve belirgin idrar zorluğuyla seyreden ve hastanın genel durumunu bozan bu prostatit türünde, hasta önce serum ve kuvvetli antibiyotiklerle tedavi edilmelidir. Mikroplar nispeten kontrol altına alınmadan yapılan parmak muayenesi, mikropların tüm vücuda yayılması neden olabilir. Bu da özellikle daha düşkün hastalarda hayati tehlike bile arz edebilir.

Prostatitte mikrop olup olmadığını saptamak için prostat sıvısı örneği alınır. Bunun için parmakla prostat sıvısı sağılması gerekir. Bu işlem öncesi ve sonrasında idrarın da kültürü yapılır. Menide de kültür yapılması gerekebilir. Kanda PSA testi yapılır. Mikrop saptandığı zaman ise, idrar yolunda, prostatta, mesanede veya birden fazla yerde yerleştiği bulunur. Buna göre antibiyotik tedavisinin dozu ve süresi saptanır.

İdrar debisi elektronik aletlerle ölçülür ve işeme sırasında yolda bir tıkanıklık olup olmadığı saptanır. Varsa bunun fonksiyonel mi mekanik mi olduğu araştırılır. Ultrason yapılarak, mesane ve prostatın görüntüleri alınır.

Durumun tam aydınlatılamadığı durumlarda, mercekli bir alet idrar yolunun içi, prostat ve mesane incelenir. Sistoskopi denilen bu yöntemde, hastanın hafifçe uyutularak ağrı duymaması tercih edilir

TEDAVİ

A ) Bakteriyel Prostatit :
Bu durumda, 1 ila 6 ay sürecek antibiyotik tedavisi gereklidir. Mikrobun saptanması, direncinin bilinmesi ve uygun ilaç seçimi çok önemlidir. Hastanın da ilaçlarını aksatmadan kullanması gerekir.

B ) Non-bakteriyel Prostatit :
Nedeni böyle tam bilenemeyen bir hastalık için, çabuk ve kesin çözümün hemen üretilmesi de zor olabilmektedir. Bu hastalarda, vücut direncinin düşüklüğü ve gerginlik durumu sık rastlanır. Hekimin hastayla yakın iletişim kurması, onu iyice dinlemesi ve anlaması bu hastalığın tedavisi için çok önemli bir adımdır. Hastanın yakınmaları ve bunları tetikleyen durumları dikkatle incelemek, tedavi ve korunma yollarını bulmayı kolaylaştırır. Duruma uygun ilaçların uygun doz ve sürede kullanılması önemlidir. Bu hastalıkta hasta ve hekimin sabırlı bir işbirliği gerekir.

Bu durumda çeşitli mekanizmalarla tedavi veya rahatlama sağlayan birçok ilaç kullanılabilir. Prostat içindeki kanalcıkları gevşetip rahatlatan, iltihabi reaksiyonun baskılanmasını sağlayan, apış arası ve civardaki adale kramplarını çözüp gevşeten ilaçlar ile bazı bitkisel ilaçlar kullanır. Antibiyotik tedavisi de nadiren bir fayda sağlayabilir ama tüm gerekli tetkikler yapıldıktan sonra, bu kararı hekim vermelidir.

Bölgeye sıcak uygulama veya sıcak su banyoları ve ayrıca hastanın ruhen rahatlamasının sağlanması yararlı olur. Bisiklete binme, uzun süre sabit oturma, normal dışı cinsel hayat ve üşütme gibi tetikleyici faktörlerden kaçınmak gerekir. Acı, baharatlı ve ekşili yiyeceklerden kaçınmak yararlı olabilir.

Gerektiğinde, prostat içindeki dolgunluğu rahatlatmak ve kanalcıkları boşaltmak için prostat masajları yapılır.

Bu durumda çeşitli mekanizmalarla tedavi veya rahatlama sağlayan birçok ilaç kullanılabilir. Prostat içindeki kanalcıkları gevşetip rahatlatan, iltihabi reaksiyonun baskılanmasını sağlayan, apış arası ve civardaki adale kramplarını çözüp gevşeten ilaçlar ile bazı bitkisel ilaçlar kullanır.

Nadir durumlarda, idrar yolu darlıkları oluşabilir. Bunların holmium lazer ile tedavisi gerekebilir.

Tedavi sonuçları ne olursa olsun, hastalar hayatı tehdit edecek veya ilerde büyük zorluklar çıkaracak bir hastalıkla karşı karşıya olmadıklarına ikna edilmelidir. Morali yüksek tutmak da, böyle uzun sürebilecek hastalıklarda çok önemlidir. Bu dert ömür boyu sürmeyecektir. Hastalar günün birinde bu hastalığın geçeceğini ve rahat kavuşacaklarını da unutmamalıdır.

Prostatit hakkındaki gerçekler :

Bu hastalıkta en önemlisi, hastanın önemli bir sağlık sorunuyla karşı karşıya olmadığına emin olmasıdır. ama örneğin hastalık kansere çevirmez.

* Prostatit tipini belirlemede doğru teşhis, tedavinin en önemli anahtarıdır.
* İlk başta ezbere antibiyotik kullanımı hastalığın teşhisi zorlaştırır.
* Şikayetler ortadan kalkmış veya hafiflemiş olsa bile tedavi süreci tamamlanmalıdır.
* Prostatitin kökü her zaman kazınamasa bile, hasta rahatlığa kavuşur ve öyle yaşayabilir.
* Prostatit ileride kansere çevirmez.
* Hasta cinsel hayatını ihmal etmemelidir. Belki hastalığın alevli zamanlarında biraz isteksizlik olabilir ama buna teslim olunmamalıdır.
* Yakınmaları günlük hayatını aksatabilir ama hasta sosyal hayata küsmeden yaşamını devam ettirmelidir.


Prostat Kanseri

Erkekte en sık görülen kanser türlerindendir. Genellikle 50-55 yaşından sonra görülmeye başlar. Yaş ilerledikçe görülme sıklığı belirgin derecede artar. Bu yüzden, 50 yaşından sonra yılda bir düzenli kontrolde yarar vardır. Eğer ailede prostat kanseri varsa, kontrollere 40 yaşında başlanmalıdır.

Prostat kanserli hastada, başlangıçta pek belirti görülmez. Hastalık habersiz olarak ilerlemişse, sık idrara gitme, gece idrara kalkma, idrar zorluğu, güçsüz ve ince idrar yapma, idrarda yanma, idrar veya menide kan, meni boşalırken yanma görülebilir. Bu bulgulara, selim prostat büyümesinde de sıklıkla rastlanır. Yine gizli kalmış ve bu arada kemiklere atlamış kanserlerde sırt, bel, kalça bacak ağrıları olabilir. Bu belirtiler de, aslında öncelikle hareket sistemi hastalıklarını düşündürür. Gerekirse, tüm vücut kemik sintigrafisi çekilerek durum aydınlığa kavuşturulabilir.

Erken tanı için parmakla rektal muayene yapılarak, makattan prostat bezinin kıvamına bakılır. PSA denilen, prostat hastalıklarında kandaki değeri yükselen maddenin hem tanı, hem izlem aşamasında önemli bir değeri vardır.

Kesin tanının konulması için, makattan yapılan transrektal ultrason sırasında, prostattan iğne ile küçük parçalar alınır. Hastanın hafifçe uyutulması sayesinde, bu biyopsi sırasında hem hastanın canı yanmaz hem de işlem ve ortamın gerginliğinden kurtulur.

Prostat kanseri eğer prostat bezine sınırlı kalmışsa, genelde radikal prostatektomi denilen, prostatın tümünün alındığı ameliyat yapılır. Bu ameliyat çok büyük oranda hastayı kanserden kurtarır. Bazı hastalarda ise sadece izlem, bazılarında radyoterapi tercih edilebilir.

Prostat kanseri yayılmış ise, tamamen tedavi edilme olasılığı güçleşir. Bu hastalarda, hormon tedavisi veya kemoterapi denenebilir. Kanseri azdıran hormonların yok edilmesi amacıyla, hastanın yumurtalıkların iç kısımlarının çıkarılması gerekebilir.

Prostat kanserinin nedenleri henüz bilinmemektedir. Yağlı beslenmenin prostat kanseri riskini arttırdığı, buna karşı meyve ve sebzenin, özellikle domatesin azalttığı söylenmektedir.


Prostat Biyopsisi

Erkekte en sık görülen kanser türlerinden olan prostat kanseri, genellikle 50-55 yaşından sonra görülmeye başlar. Yaş ilerledikçe görülme sıklığı belirgin derecede artar.

Prostat kanseri, erken dönemde saptandığında çok yüksek oranda tamamen tedavi edilebilen bir hastalıktır. Özellikle radikal prostatektomi denilen ameliyatla, birçok hasta ömür boyu hastalıktan kurtulma şansını yakalar. Bu yüzden kanserin erken tanısı, hayati önem taşır. Tanı için parmakla rektal muayene yapılarak, makattan prostat bezinin yapısı ve kıvamına bakılır. PSA denilen kan testi, prostat kanseri tanısında önemli bir rol oynar.

Parmakla muayene veya PSA testi sonucunda şüpheli bir durum varsa, kesin tanı konulması için prostattan iğne ile küçük parçalar alınır. Transrektal ultrason denilen ve prostatın makattan tüm detaylarıyla göründüğü bölgeden, birkaç milimetre çapındaki özel iğneyle prostat biyopsisi yapılır. Prostatın büyüklüğü, parmakla muayene bulguları, prostatın ultrasondaki görüntüsü gibi kriterlere göre genellikle 12 veya daha fazla parça alınır. Alınan bu parçaların patolojik incelemesi sonucu, kanser olup olmadığı belli olur.

Hastanın biyopsi sırasında hafifçe uyutulması önerilir. Böylece hem hastanın canı hiç yanmaz hem de yapılan işlemin ve ortamın gerginliğinden kurtulur. Birkaç saat içinde de rahatlıkla evine gidebilir.

Prostat biyopsisi anüsten girilerek yapıldığı için, hastanın mikrop kapmaması için, işlemden 48 saat önce antibiyotik baskısı altına almak gerekir. Biyopsi sonrası da 3 gün kadar antibiyotiğe devam edilir. Hastada belirgin kabızlık sorunu varsa, işlemden önce barsakları yumuşatıcı tüp sıkmak gerekir.


PSA

PSA kelimesi, "Prostate Specific Antigen" yani "prostata özgün madde" kelimesinin baş harflerinden türemiştir. Tariften de anlaşılacağı gibi, sadece prostat ile ilgili olaylarda artabilir. PSA değeri, kişinin damarından alınan kanın analizi ile saptanır. Aç veya tok kan alınması farketmez.

Normalde kanda az miktarda olan bu madde, prostat dokusu ilgilendiren bir olayda prostattan kana daha çok karışır ve değeri kanda yükselir. Bu nedenler;

*Prostat kanseri
*İyi huylu prostat büyümesi
*Prostat iltihabı (prostatit)
*Meni boşalması (ejakülasyon)
*Mesaneye sonda konulması
*İdrar yolu ameliyatları
*Prostat biyopsisi
*Parmakla rektal muayene
*İdrar yolu enfeksiyonu
*Kabızlık

Her PSA yüksekliği, hasta için bir korku veya telaş faktörü olmamalıdır. Hastanın kanındaki PSA değerini ancak bir üroloji uzmanı yorumlayabilir ve yararlanabilir. Sadece izlenerek hasta kontrol altında tutulabilir, ilaç veya antibiyotik tedavisi verilebilir veya kanser şüphesi varsa prostat biyopsisi yapılabilir.

PSA'nın normal değeri, eskiden 4,0 ng/ml olarak kabul edilmekteyken artık birçok laboratuarda 2,5 olarak işlem görmektedir. Bu "total PSA" değerinden başka serbest PSA 'nın total PSA'ya oranı, yaşa göre PSA , prostat bezinin büyüklüğünü göre PSA değeri ( PSA dansitesi ), PSA'nın yıllar içindeki yükselme hızı ( PSA velocity ) gibi kavramlar bulunmaktadır.

Özellikle kararsız kalınan PSA değerlerinde bu yardımcı ölçümlerden yararlanılır. 2,5 ila 10 değerleri arasındaki hastaların % 20? sinde kanser saptanır. Hele PSA 10'un üstünde ise kanser ihtimali % 60'tır.

PSA değerinin normal sınırlarda olduğu durumlarda bile parmakla rektal muayenede şüpheli bir bulgu varsa, prostat biyopsisi yapılabilir. Yani muayene ve kan bulgularının ayrı ayrı önemi vardır. Sonuçta, üroloji uzmanı prostattan parça almak için PSA değeri, parmakla muayene sonucu ve hastanın şikayetlerine bakıp ona göre karar verir. Makattan yapılan Transrektal Ultrason da prostat değerlendirmesi için önemli bir yardımcıdır.


     
 
Prostat  I   Böbrek Taşı  I   İktidarsızlık  I   Kısırlık  I   Cinsel Hastalıklar  I   Kadın Ürolojisi  I   Çocuk Ürolojisi  I   Kanser  I   Organlar