Testis kanseri belki de kanserlerin en iyisidir ! Özellikle erken dönemde teşhis edildiği zaman tamamen tedavi şansı ve hastalığın ortadan kaldırılma olasılığı çok yüksektir. Ancak maalesef hastalar ortalama 3-4 ay gecikmeyle başvurur.
“ Testis tümörünün üstüne güneş doğmaz ” deyişi de, kanserini saptandığı gün ameliyat edilmesi gerektiğini belirtir. Bu tedavi yumurtalığın tamamen alınmasıdır. İşin en zor yanı belki de ilk andır . Yumurtalığında hafif bir ağrı veya başka önemsiz bir yakınma ile gelmiş olan genç bir adama, yumurtalığının hemen o gün alınacağını söylediğinizde, neler hissedebildiğini kendisinden sonra herhalde en iyi doktoru bilir.
Testisten kaynaklanan kanserler, erkeklerdeki kanserlerin yüzde 2'sini oluştururlar. Bir erkeğin tüm yaşamı boyunca testis kanserine yakalanma oranı ise “binde 2”dir. En sık olarak 15 ile 35 yaşları arasındaki genç erkeklerde rastlanır. Daha az olarak da 50-60 yaşları arasında ve çocukluk çağında görülür.
Nedenleri :
En sık bilinen nedeni, yumurtalığın torbadaki normal yerine inmemesidir. Ana rahmindeyken, çocuğun testisleri karnının içindedir. Doğum sıralarında, testisler torbaların içindeki normal yerlerine inerler. Testisleri inmemiş hastalarda normale göre 25 misli kanser riski vardır . Bu yüzden, testisleri normal yerinde olmayan çocukların yumurtalıklarının 2 yaşını doldurmadan önce indirilmesi gerekir. Bu özellikle ilerde kısırlık oluşmaması için de önemlidir.
Testis kanseri olan hastaların yarısında inmemiş testis öyküsü bulunur. Sağ testiste biraz daha fazla görülür. Her iki testiste birden oluşma olasılığı yüzde 2'dir
Ayrıca, testisteki çeşitli enfeksiyonlar ve iltihaplar ile travmanın kanser gelişimini tetikleyebileceği düşünülmektedir.
Gebelikte, özellikle kadınlık hormonu içeren bazı ilaçların kullanımı da riski arttırır. Irkların etkisi de görülmektedir. Örneğin İskandinavya'da yüksek, Afrika ve Asya'da düşük oranda görülür.
Belirtileri :
Hastaların yarısında ağrısız bir şişlik veya sertlik olur . Testiste büyüme görülebilir. Bir kısım hastada yumurtalıkta ağrı veya duyarlılık söz konusudur. Bazen de testiste ayrı bir kitle ve künt ağrı olur. Torbada ağırlık hissi veya testisin aşağı çekilme hissi olabilir.
Testis tümöründe hastanın şanssızlığı, bu şikayetlerin çok belirgin ve şiddetli olmamasıdır. Bu nedenle hastalar hem zorlanmadıklarından hem de günlük hayatın koşturmacasından doktora hemen gidemezler. Bir kısmında da korku veya çekingenlik rol oynar.
Kendi Kendine Muayene :
Testis kanserinin teşhisinde ilk basamak hastanın kendisidir. Bulüğ çağıyla birlikte her erkek ayda bir kere kendini muayene etmelidir . Kanserin erken saptanmasında bu hayati bir önem taşır.
En uygun zaman, ılık bir duştan sonra, torbaların derisi gevşek ve yumuşak kıvamdayken yapılan kontroldür. Aynı anda iki elle birden, başparmak ve diğer parmaklar arasında testisler muayene edilir.
Dikkat edilmesi ve karşılaştırılması gerekenler testislerin büyüklükleri, kıvamı ve yapısıdır. Testisin büyüklükleri kişiden kişiye değişir ama her iki testis birbirine eşit büyüklükte olmalıdır. Belirgin bir büyüklük farklılığı normal değildir. Yumurtalıkların kıvamı, iyice sert bir süngere benzer ve testisin her yerinde aynıdır. Eğer bu kıvam testisin bir bölgesinde değişiklik gösteriyorsa , dikkatli olunmalıdır. Şişlikler veya nodül gibi belirgin sertlikler de önemlidir. Testisin hemen üstünde, testisten ayrı olarak daha iyi hissedilebilen epididim normal bir dokudur ve kitle değildir. Bazen epididim kistleri büyümüş olarak ele gelir.
Şüpheli bir bulgu veya bir önceki muayeneye göre değişen bir durum varsa, hemen üroloji uzmanına başvurmalıdır.
Gerekli Tetkikler :
Testisin içinde hissedilen herhangi bir kitle veya sertlik , aksi ispat edilinceye kadar, kanser olarak kabul edilir. Doktor hastayı muayene ettikten sonra, kuşkulu bir bulgu saptarsa hatta teşhisten emin olsa bile, yapılması gereken testler vardır.
Öncelikle renkli doppler ultrason yapılır. Yumurtalıkta kitle araştırılır ve bunun kanlanmasına bakılır. Testis büyüklükleri ölçülür ve karşılaştırılır. Bu arada varikosel, hidrosel, spermatosel, fıtık gibi başka hastalıklar da saptanabilir.
Ayrıca bazı kan tahlilleri gerekir. Tümör belirteçleri denilen AFP ve beta-hCG testleri ile beraber LDH, PLAP ve gama-GT tetkikleri yapılır.
Bütün incelemeler sonrası, şüphe tamamen giderilemediyse, yumurtalığın ameliyatla alınması gereklidir. Bunun sonucunda yapılacak patoloji incelemesiyle teşhis kesinleşir . Testisin çıkarılması aynı zamanda tedavinin ilk ve en önemli adımıdır.
Tedavi :
Ameliyatla yumurtalığın alınması tedavinin ana unsurudur. Şüpheli durumlarda yumurtalık hızla ve tamamen alınmalıdır. Diğer organların tersine, testisteki kanserin saptanması için biyopsi tercih edilmez. Yumurtalığın bir an önce alınması tedavinin en önemli basamağı olarak gereklidir. Kasıktaki küçük bir ameliyat yarasından testis dışarı çıkarılır. Tek yumurtalığın alınması, erkeğin üreme fonksiyonlarını ve erkeklik enerjisi olumsuz değişiklik yapmaz. Hasta durumu ruhen kabullendiği sürece, belirli bir problem beklenmez. İsteyen hastalara, testisin boşalan torbadaki yerine, aynı kıvamda ve büyüklükte silikondan yapılmış protez yerleştirilir. Bu ameliyattan birkaç gün sonra, hasta günlük hayatına dönebilir.
Testis kanseri, insan vücudundaki kanserlerin arasında tedaviye en iyi cevap verenler arasında ilk sıralardadır . Her hastalıkta ve özellikle kanserlerde olduğu gibi, özellikle erken devrede saptanan tümörlerin tedavisi çok başarılıdır . Erken evrelerde, yani fazla yayılmamış kanserde tedavi şansı yüzde 100'e yakındır. Testis kanseri ilerlemiş ve vücuda yayılmış (metastaz) bile olsa, yüzde 85 oranında tamamen ortadan kaldırılır. Ancak hastalar ortalama 3-4 ay gecikmeyle başvurur ve ilk başvuru sırasında hastaların üçte ikisinde metastaz oluşmuştur. En çok akciğer ve lenf düğümlerine, bazen karaciğer ve kemiklere atlama görülür. Bazı tip tümörler daha saldırgan, yayılmacı ve hızlı seyrederler.
Metastazların aydınlatılması için, karın ve akciğerde bilgisayarlı tomografi ile basit akciğer filmi en sık kullanılan yöntemlerdir. Hastalık ilk teşhis edildiğinde kanda yükselmiş olan tümör belirteçleri, testis alındıktan belli bir süre sonra normal düzeye düşmezse, vücuda yayılmış tümör hücreleri olduğu anlaşılır ve bu kanser kalıntıların temizlenmesi gerekir.
Testis kanserinde seminom denilen tümör tipi diğer tiplerden ayrılır. Bu hastalarda radyoterapi (ışın tedavisi) tercih edilir. Seminom dışındaki tümörlerde daha çok kemoterapi (ilaç tedavisi) veya bazen radyoterapi kullanılır. Karın içindeki lenf bezelerindeki hastalığın temizlenmesi için bütün kanser tiplerinde ameliyat gerekebilir. Bu ameliyatın en önemli yan etkisi, hastanın menisinin çıkmamasıdır. Bu yüzden, ameliyatı olacak hastaların spermlerinin önceden dondurularak saklanması gereklidir.
Gerek testis kanseri hücrelerinin ilaç veya ışın tedavisine iyi cevap vermeleri, gerekse genç erkek vücudunun çok ağır tedavilere iyi dayanması sonucu, ilerlemiş kanserde bile yüksek tedavi şansı vermektedir. Eskiden yüzde 50 olan ölüm oranı, günümüzde yüzde 10'a düşmüştür. Hastalığın en kritik zamanı ilk 3 yıldır.