.: PROSTAT HASTALIKLARI :.
Prostat, erkeklerde bulunan ve meninin büyük bölümünü yapan, kestane şeklinde ve büyüklüğünde, 18-20 gr. Ağırlığında, bez yapısında bir organdır. Mesanenin hemen altında yerleşmiştir ve içinden idrar yolunun “üretra” adı verilen son kısmı geçer. Meninin dışarı atılması da idrar yolundan olduğu için, prostat üretra ile yani idrar yolu ile bu nedenle sıkı bir ilişki içindedir.
Prostat hastalıkları üç ana grupta toplanır:
1) Prostat iltihapları (prostatit)
2) Prostat kanseri
3) Prostat büyümesi.
Prostat iltihapları daha çok 17-50 yaşları arasında görülür. Genellikle dışarıdan idrar yoluna giren mikropların prostat içine yerleşmesiyle oluşur. Bazen de idrarın prostat bezi içine kaçması sonucu asit etkiyle prostat dokusuna hasar vermesiyle oluşur. Prostatit denilen bu iltihaplar, müzminleşip kronik bir hal aldıklarında kökünü kurutmak oldukça zor bir hale gelir. Prostatitlerde, sık idrara gitme,peniste yanma hissi, idrar yaparken acıma, kuyruk sokumunda ağrı ve bazı cinsel fonksiyon bozuklukları görülür. Üşütmekle, alkol almakla, acı ve baharatlı yiyeceklerle ve düzensiz cinsel hayatla yakınmalar daha da artabilir.
Prostatın ikinci gurup hastalığı olan prostat kanseri ne yakalanma oranı yaş ilerledikçe artar. Buna karşılık, hastalığın tehlikeli bir seyir göstermesi olasılığı ileri yaştaki hastalarda daha azdır. Prostat Spesifik Antijen ( PSA ) denilen kan testi hastalığın teşhisinde önemli bir yer tutar. Prostat kanserine uygun tedavinin yapılabilmesi için hastalığın hangi aşamada olduğunun bilinmesi gerekir. Bunun için filmler çekilmeli ve bazı tetkikler yapılmalıdır. Ayılmamış olan kanserlerde prostatın tamamen alınması gerektiği halde, ilerlemiş hastalıklarda hormon tedavisi, ilaç tedavisi veya ışın tedavisi uygulanır. Erkeklerin 50 yaşından sonra, yılda bir prostat kontrolü yaptırmaları, erken teşhis ve etkili tedavi için gereklidir. Çünkü erken teşhis edilen prostat kanserinde hastalığın tamamen tedavi şansı çok yüksektir.
Prostatın hastalıkları arasında en sık karşılaşılan prostat büyümesi dir. 45-50 yaşlarından başlayarak, idrar yolunu çevreleyen prostat hücreleri çoğalarak ve büyüyerek üretrayı dışarıdan sıkıştırırlar. Tıp dilinde “Benign Prostat Hiperplazisi”(BPH) denilen hastalık böylece oluşur. Gerçekte büyüyen bütün prostat değil de “adenom” adı verilen bir kısım hücre grubudur. Bütün tedavi yöntemleri bu adenom dokusunun idrar yoluna yaptığı baskıyı azaltmak veya ortadan kaldırmak için amacına yöneliktir. Altmış yaşını geçmiş erkeklerin yarısından fazlasında prostat büyümesi mevcuttur ve bu oran yaş ilerledikçe artmaktadır. Prostat büyümesi bulunan erkeklerin yarıya yakın kısmında ise idrar yakınmaları oluşmaktadır.
Hastalık oluştuğunda, çeşitli idrar yapma zorlukları görülür. Bunlar arasında en belirgin olanları gece sık idrara kakma, idrar yaparken zorlanma, idrarın çatallı çıkması, mesaneyi tam olarak boşaltamama, aniden idrar bastırması ve idrar kaçırmadır. Kabızlıkla, üşütmekle, uzun süre sabit oturmak veya yolculuk ile bu belirtiler daha da artabilir. Mesane, daralmış olan idrar yolundan dışarı idrarı atmakta zorlanır ve kasılma gücü giderek azalır. Zamanla, içindeki idrarı boşaltamaz hale gelir. Mesanenin içinde devamlı olarak kalan idrar, mikropların üremesi için uygun bir ortam oluşturur. Sık sık idrar yolu enfeksiyonları ve mesanede taş oluşması görülebilir. İlaç tedavileri ile, mesanede birikmiş olan idrarın tam olarak boşalması sağlanamasa bile, hiç olmazsa zararsız bir düzeye indirilmesine çalışılır. Bazen hasta idrarını hiç yapamaz. O zaman idrarın bir sonda ile boşaltılması gerekir. Hastalık zamanında tedavi edilmezse böbrekler de zarar görür ve böbrek yetmezliği oluşabilir.
Hastalığın tanısı için, makattan parmakla prostat muayenesi yapılır. Modern teknolojinin yardımıyla “üroflovmetre” denilen elektronik cihaz ve ultrason kullanılarak hastalığın derecesi bilgisayar yardımıyla tam olarak saptanabilir.
Tedavinin geciktiği durumlarda;
- Tamamen idrar yapamaz hale gelme
- Mesane taşı
- Mesane ve böbrek enfeksiyonları
- Geriye kaçan idrarın idrar yollarını genişletmeye başlaması
- İflas etmiş mesane
- Böbrek yetmezliği görülebilir.
TEDAVİ :
Bilinmesi gereken şey, sadece tek bir yöntemin ideal olmadığıdır. Her hasta için ayrı ayrı tedavi metodları uygun veya gerekli olabilir. Her yöntemin başarıyla kullanıldığı durumlar vardır.
Sadece hastayı gözleyerek bekleme, ilaç tedavileri, minimal invazif yöntemler ve cerrahi tedaviler uygulanabilir.
Prostatın idrar yolunu tıkamaya başlamasının erken dönem bulguları bir dönem ilaç tedavileri ile giderilebilir. İlaçsız veya ilaç vererek izleme sırasında yakınmalar veya vücuttaki hasar artmaya başlarsa, girişimsel tedaviler planlanır.
Minimal invazif yöntemler içinde en etkilisi mikrodalga enerji ile prostatın eritilmesidir. Normal muayene odasında bir idrar sondasının içinden ve hiç anestezi gerekmeden uygulanan bu yeni yöntem, cerrahi tedaviler kadar etkin olabilmektedir. Yaklaşık 10 yıldır dünyada kullanılmakta olan bu tedavi, hiçbir ciddi risk taşımamaktadır. Yakın gelecekte, çok tercih edilen bir yöntem olmaya adaydır.
Transuretral Prostat Rezeksiyonu (TUR-P)
Kazıma yöntemi olarak da bilinen bu tedavi, prostat büyümesinde tedavisinde en sık kullanılan ve aslında en etkili tedavi yöntemidir. Ameliyat sonrası 1-2 gün sürebilen kanama görülürse de, bu genellikle ciddi bir sorun oluşturmaz.
Hastalar 2-3 gün hastanede kalırlar. Günlük yaşama dönmek için yaklaşık 10 gün, cinsel aktiviteye dönmek için yaklaşık bir aylık süre gereklidir.
Greenlight lazer ile prostatın buharlaştırılması şeklinde uygulanan tedavi yöntemidir. Son yıllarda en güçlü 120 wattlık lazer modeli kullanıma girmiştir. Eski modellere göre daha kısa sürede daha fazla prostat dokusunu yok edebilmektedir. Hastalar genelde bir gün içinde taburcu olabilir.
Açık ameliyat
Günümüzde artık çok büyük prostatların tedavisinde kullanılmaktadır. Ayrıca mesanedeki büyük divertiküllerin (balonlaşma) varlığında ve çok fazla, büyük ve sert mesane taşlarının olduğu durumlarda bu ameliyat yapılır.