Erkekte en sık görülen kanser türlerinden olan prostat kanseri, genellikle 50-55 yaşından sonra görülmeye başlar. Yaş ilerledikçe görülme sıklığı belirgin derecede artar.
Prostat kanseri, erken dönemde saptandığında çok yüksek oranda tamamen tedavi edilebilen bir hastalıktır. Özellikle radikal prostatektomi denilen ameliyatla, birçok hasta ömür boyu hastalıktan kurtulma şansını yakalar. Bu yüzden kanserin erken tanısı, hayati önem taşır. Tanı için parmakla rektal muayene yapılarak, makattan prostat bezinin yapısı ve kıvamına bakılır. PSA denilen kan testi, prostat kanseri tanısında önemli bir rol oynar.
Parmakla muayene veya PSA testi sonucunda şüpheli bir durum varsa, kesin tanı konulması için prostattan iğne ile küçük parçalar alınır. Transrektal ultrason denilen ve prostatın makattan tüm detaylarıyla göründüğü bölgeden, birkaç milimetre çapındaki özel iğneyle prostat biyopsisi yapılır. Prostatın büyüklüğü, parmakla muayene bulguları, prostatın ultrasondaki görüntüsü gibi kriterlere göre genellikle 12 veya daha fazla parça alınır. Alınan bu parçaların patolojik incelemesi sonucu, kanser olup olmadığı belli olur.
Hastanın biyopsi sırasında hafifçe uyutulması önerilir. Böylece hem hastanın canı hiç yanmaz hem de yapılan işlemin ve ortamın gerginliğinden kurtulur. Birkaç saat içinde de rahatlıkla evine gidebilir.
Prostat biyopsisi anüsten girilerek yapıldığı için, hastanın mikrop kapmaması için, işlemden 48 saat önce antibiyotik baskısı altına almak gerekir. Biyopsi sonrası da 3 gün kadar antibiyotiğe devam edilir. Hastada belirgin kabızlık sorunu varsa, işlemden önce barsakları yumuşatıcı tüp sıkmak gerekir.